Saklanmış Duygular koleksiyonunda, hayatına iyi/kötü yön veren insanların özelliklerini ve ruhunda yarattığı kırılmaları desenleriyle şifrelemeye çalışan Semra Ertalay’la, Soul’n Art Gallery’de gerçekleşen sergisi ve çalışmaları hakkında konuştuk.

Ertalay, koleksiyonunda anılarını, zihninde yarattığı görselleri soyut ve somut nesneleri kullanarak hislerini aktardı. Her yapıtında hayatında olan bir insanı ve karakterini yorumladı. Kişiler gerçek hayatta var oldukları için sanattaki 3.üncü boyutu kullanmayı uygun gördü. Bu nedenle şeffaf bir materyal olan pileksiyi seçti. Desenlerinin stilize olmasının sebebi her insanın farklı karakter özelliklerine sahip olması ve resimlere konu olan her varlığın/ruhun farklı girdaplarla sınanmasıdır. İnsan zihni ve gözünün algılayabileceği şifreler sunduğu çalışmalarında, yarattığı desenleri birer kahraman olarak tanımladı. İç benliğinde hissettiklerini eserlerini kullanarak dışa vurmaya çalıştı.

Semra merhaba. Geleneksel Türk Sanatları alanında yüksek lisans sahibi bir sanatçı olduğunu biliyoruz. Bilmediğimiz neler var, neler yaptın ve şimdilerde neler yapıyorsun?

Merhaba. Yüksek lisans tezimi verdikten sonra satış ve pazarlama alanında çalışmaya başladım. Hala daha da çalışıyorum. Güzel sanatlarla ilgisi olmayan farklı bir sektördeyim. İş hayatından geri kalan zamanda çalışmalarımla ilgileniyorum. Şuan koleksiyonumu tamamlayıp, ilk kişisel sergimi açtım. Sergi, Soul’n Art Galeri’de 6 Şubat’a kadar devam edecek.

Bu alana yönelmenin sebepleri ve eğitim sürecinde yaşadıklarınla ilgili biraz bilgi verebilir misin?

Güzel sanatlar aklımda yokken ben zaten el becerisi ile yapılan işlere ilgiliydim. Geleneksel Türk Sanatları bölümü ilk tercihimdi zaten. Eğitimim boyunca hocalar tarafından yönlendirmeler oldu tabi ama özümü değiştirmem için değil özümü bulmam içindi bunlar. Ben iyi hocalara denk geldim açıkçası. Şuan düşündüğümde geleneksel kokmayan desenler yapmamın nedeni bu şekilde bir eğitim sürecinden geçmiş olmam.

Eserlerini incelerken yoğun bir emek ve titizlik ürünü olduklarını görebiliyorum. Malzemen pileksi ve birkaç kara kalem eserlerinde var. Bize bir eserinin üretim sürecinden ve bu süreç içinde yaşadıklarından kısaca bahsedebilir misin?

Çok detaycıyım o şekilde kendimi ifade ettiğimi düşünüyorum. Titizlik konusunda temiz çalışmayı severim.

Her eserde bir insanın sakladığı gizli kalmış ya da kimseye söyleyemediği sırlarını soyut veya somut olarak anlatıyorum. Bu tanıdığım biri de olabilir tanımadığım biri de. Bir olayı, konuyu nasıl ifade edeceğime karar veriyorum. Eskizini çizmiyorum ama neyi nereye koyacağıma önceden karar veriyorum. Yerleştirmede yanlış çizersem ya da boya dökülünce silmiyorum demek ki orada olması gerekiyor diye düşünüyorum. Yanlış olanın etrafına düşünmediğim yeni şeyler çizip anlamlaştırıyorum. Ana hatlarını biraz detaylı çizmek 4-5 günümü alıyor. Eseri tamamlamak ise iş yoğunluğuma göre değişiyor. Ama şunu söyleyebilirim hiç bir resim başlarken düşündüğüm gibi bitmiyor. Mutlaka değişiyor. Sinirli, yorgun, mutlu veya üzüntülü olduğum zamanlar o an çizdiğim şeylere yansıyor. Bu nedenle baştan şu şekilde olur diye söz veremiyorum. Yoksa ortaya çıkan karşı tarafı tatmin etmeyebilir.

Peki sanatın sende yarattığı neler oldu? Her eserinde bir değişim ya da dönüşüm yaşadın mı? Veya seni bambaşka bir açıdan bakmaya iten bir olay ya da durumla karşılaştın mı?

Bu tarzımı yaratmak planlı bir şey değildi. Bir kaç ay ne yapabilirim düşündüm ve böyle bir tarz çıktı. Kendi içinde değişim yaşadı. Soyut, somut dengesini değiştirdim. Grileri sevmediğimi fark ettim onlar yok oldu. Renkleri gerçek hayatımda çok severim ama resimlere yakışmadığını düşündüm. Sonra malzeme değişimine gittim ve pileksiye çalışmaya başladım. Çok sevdiğim 2-3 malzeme daha var. Şuan onlarla ne yapsam diye düşünüyorum.

Klasik bir soru oldu artık; Türkiye’deki sanat piyasası hakkında ne düşünüyorsun?

Sanat piyasasının hakikaten gerçek bir takipçisi var. Yeterli mi değil. Ama değer veren insanları görünce çok mutlu oluyorum. Verilen emeği takdir eden ve beğenisini sunduklarında iyi ki bir şeyler üretiyorum dedirtiyor bana.

SEMRA ERTALAY

Semra Ertalay 6 Mayıs 1983’te İstanbul’da doğdu. Marmara Üniversite’si Güzel Sanatlar Fakültesi’nde Geleneksel Türk Sanatları Bölümünü 2009 yılında tamamladı . Aynı yıl Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü’nde Geleneksel Türk Sanatları bölümünde Yüksek Lisansına başladı. Eğitiminin bir yılını burslu olarak Fransa’da Ecole Nationale Supérieure d’Art et De Design de Dijon Üniversite’sinde devam etti. Türkiye’ye döndüğünde tezini verip mezun oldu.

Bir Yorum Yazın