Boğaç Gökmen

Birçok müzikseverin gönlünde şüphesiz ki farklı bir yeri vardır Pink Floyd’un ve topluluğu meydana getiren üyelerin. İşte David Gilmour da bu çerçevede Floyd evreninden başlayarak müzik sahnesinin en muteber ve ilham kaynağı müzisyenlerinden biri olmuştur.

David Jon Gilmour 6 Mart 1946’da Cambridge, İngiltere’de dünyaya gelir.

Babası Douglas, Cambridge Üniversitesi zooloji bölümünde öğretim görevlisi, annesi Sylvia ise öğretmenlik eğitimi almış ve daha sonra BBC için film editörü olarak görev yapmıştır.

Gilmour, 1962’de Cambridge Technical College’da dil eğitimi almaya başlar ve iyi derecede Fransızca öğrenir. Syd Barret ile de bu dönemde tanışır ve boş zamanlarda gitar çalmaya başlarlar. Aynı yılın sonlarında ise bir blues rock grubu olan “Jokers Wild”a katılarak müzik yaşamına ilk adımını atmış olur. 1965’in yaz aylarında Gilmour, Barrett ve diğer arkadaşlarıyla birlikte Fransa ve sonrasında İspanya’nın da dahil olduğu ve daha çok Beatles şarkıları çaldıkları ancak pek de parlak geçmeyen maceralı bir süreç yaşarlar. Hatta Gilmour bir ara moda tasarımcısı Ossie Clark’ın şoförü ve asistanı olarak çalışır.

Pink Floyd ile tanışması ise Londra’ya döndüğünde topluluğun “See Emily Play” kayıtlarını sürdürdüğü zamana rastlar. O sıralarda Floyd’un en mühim dişlisi olan Barret’ın onu tanımaması öykünün en şaşırtıcı anlarından olsa gerek.

1968’de gitarist ve geri vokal olarak Pink Floyd kadrosuna katılır ve kısa süre sonra grubun Syd Barrett ile yollarını ayırma kararı alması sonucu onun yerine topluluğa dahil olur.

Pink Floyd, “The Dark Side of the Moon”, “Wish You Were Here”, “Animals” ve “The Wall” albümleriyle müzik dünyasını kasıp kavurmuş, bambaşka anlayışların kapısını açmış, Gilmour’un imzası vaziyetini alan gitar soloları âdeta ders niteliğinde değerlendirmelerle kendi konu başlığını oluşturmuştur. Ancak, zamanla araları açılan Gilmour ve Waters’ın ilişkileri, 1983 tarihli “The Final Cut”ın kayıt sürecinde daha da kötüye gider ve bu durum Pink Floyd’da bu kez Roger Waters ayrılığının yaşanmasına kadar uzanır.

Gilmour, seksenlerin son düzlüğü ile doksanların ilk yarısında Nick Mason ve Richard Wright’la birlikte yine büyük ses getiren iki Floyd albümü “A Momentary Lapse of Reason” ve “The Division Bell”i kaydeder. Artık belli ki Floyd’un bundan sonraki dönemi daha çok Gilmour’un gitar sololarının zarif tınılarıyla anılacaktır.

Solo çalışmalarıyla da birbirinden mühim kayıtlara imza atan Gilmour’un ilk albümü kendi adıyla 1978’da yayımlanır. 1984 tarihli “About Face” ve 2006’da piyasaya sürülen “On an Island” İngiltere ve ABD’de önemli liste başarıları yakalar.

2014 tarihli son Pink Floyd albümü “The Endless River”ın ardından Gilmour, 2015’in Eylül ayında “Rattle That Lock” isimli solo albümünü yayımlar.

Kariyeri ve müzisyenliği birçok onur ödülüyle taçlandırılan, tüm zamanların en iyi gitarist  ve seslerinden biri olarak kabul edilen David Gilmour bugün 73 yaşında.