Bir şeyler ya çok yavaş ya da çok hızlı ilerliyordu, ortada bir yerlerdeydim, müdahale edemiyordum. Biraz uzaklaşmak fena gelmemişti. Kendime yabancılaşmaya ihtiyacım olduğunu farketmemi sağladığı için ona minnettar hissediyordum aslında. Döndüğümde yine aynı yerde olacak mıydı? Birbirimizi kandırmayalım dediğini ve sonrasında söylediklerini unutamayacağımı biliyordum. Kafamın boşalması, bazı parçaların yeniden bir araya gelmesi ve odaklanabilmek için olabildiğince az  düşünmeli ve bu yeni kentin keyfini çıkartmalıydım.

Uzun süredir dar, ara sokaklarda geziniyordum. Çoğu birbirine benziyordu, ahşap pancurlu eski yapılar birbiri sıra uzanıyordu, hava bulutluydu, gri hakim renk olarak öne çıkıyordu. Çocuklar koşuyor, kafelerde insanlar sohbet ediyordu. Uzunca bir yürüyüşten sonra sokak oldukça geniş bir alana çıktı. Kocaman bir meydan, alabildiğine bir boşluk hissi. Bir kenara oturup bu boşluğu doldurmakla meşgul insan kalabalığını seyre daldım. Neye ihtiyacım vardı? Bazı durumlar düşündüğümden farklı gelişmişti ve ben tam da bunun yarattığı boşluğun ortasında çivilenmiş gibiydim.

Bütün bu süre boyunca albüm iki üç kez döndü durdu kulaklarımda. Kafamın içinde oluşturduğu yansımalar, bazı noktaların belirmesini sağlamıştı. Bunun yanında bir süredir de yalnızlığı hissetmediğimi fark etmiştim. Bir şekilde bir yolunu bulup bu boşluğu mükemmele bağlayabilecektim belki de.

Eski bir alışkanlık olarak albümleri baştan sona dinlemeyi bir prensip haline getirdiğimden olsa gerek tamamın lezzetini duyumsamayı tercih ederim. Bir şarkıyı aradan çekip dinlemekle bir bütünün içinde, önündeki ve sonrasındaki parçalarla birlikte oluşturduğu his geçişlerine de önem vermişimdir. Neresinden bakarsanız bakın Redd bu çalışmada birçok değişkeni oldukça zirvede bir noktaya taşımış ve anlattıkları hikayelere fon oluşturan atmosfere uyan çok şık bir tını elde etmiş.

Hepimizin hissedeceği gibi bazı istemeyeceğimiz durumlar aslında uzun vadede kendimizi olumlu bir noktaya çekmemizi de peşinden getirebiliyor. Üretim mevzularında da bunun gibi çetrefilli bir ilişki söz konusu olabiliyor ki süreçlerin üretime katkısı diye niteleyebileceğim bu durum özellikle sanat dallarıyla uğraşanları birebir tetikliyebiliyor. Nedense albümün genel hissiyatı içinde bunları düşünmeden de edemedim.

Beni etkileyen belki de en öne çıkan nokta birçok tarzdan izler taşıyıp bunu yaparken de edebi söylem olarak geride kalmaması. Albümün farklı tempolu parçalarında dahi öyküsellik bir adım geriden gelmiyor. Bunun yarattığı etki albüm boyunca kopmadan anlatıya ortak olunmasını sağlıyor ki bu öyküler bütünü bir araya geldiğinde çok etkilendiğiniz bir filmden çıkmış gibi hissetmenize yol açıyor.

Müzisyen cephesinde gelişimin, ideal olanın peşinden koşmanın, olabildiğince deneysel kafalarla farklı tanımlar ortaya koymanın cazibesi ve gerekliliği gözden kaçırılmamalı diye düşünüyorum. Radiohead ‘Kid A’ ile geri döndüğünde ya da The Smashing Pumpkins ‘Adore’ albümüyle tarz anlamında eleştri oklarına hedef olduğunda da hep bunu düşünmüşümdür. Redd ‘Mükemmel Boşluk’ albümünde geniş bir alanda oldukça rahat hareket edebilme imkanı bulmuş gibi hissettirdi bana. Sizi ileri itebileceğini hissettiğiniz hamleleri atabilmek kişişel anlamda da bir müzik grubu olarak da mesleki olgunluğa atılmış adımlar olarak karşılığını bulacaktır. ‘Mükemmel Boşluk’un oluşturduğu geniş duygu alanı yanında bu tarafıyla da okunması gerektiğini düşünüyorum.

Redd’in ‘Mükemmel Boşluk’ ile ortaya koyduğu açılıma ve hissiyata kulak vermemiz, o içimizdeki boşluğun mükemmele bağlanmasında faydalı olacaktır belki de kim bilir?