Kırmızı Kedi Yayınevi, Mart ayında 8 yeni kitabı okurlarıyla buluşturuyor.

Unutulmuş Kitaplar Mezarlığı 1 – Carlos Luis Zafon

unutulmuş kitaplar mezarlığı ile ilgili görsel sonucu

Barselona şehrinin göbeğinde, maziye karışmış kitaplardan bir labirent: Unutulmuş Kitaplar Mezarlığı. Daniel çocukken işte o kütüphaneden kendisine bir kitap seçer: Rüzgârın Gölgesi, yazarı Julián Carax. Yıllar sonra bir adam çıkagelir, ısrarla o kitabı istemektedir. Tek amacı, kitabın kalan tüm kopyalarını yakmaktır. Peki ama neden? Sahi, kitaplar neden yakılır? Aptallıktan, cehaletten, nefretten… siz seçin.
Daniel’in çocukluktan başlayan edebiyat merakı onu gerçeğin peşinde “şeytanca” karşılaşmaların içine sürükleyecektir.
Otantik Gotik romanın 19. yüzyılda öldüğünü düşünen varsa, bu kitap fikrini değiştirecektir. Hikâye içinde hikâye barındıran gizli tuzaklarla örülü muhteşem bir roman… Romanın değerini anlayabilmeniz için gerçek bir romantik olmanız gerek, eğer öyleyse baş döndürücü bir okuma sizi bekliyor demektir.
Stephen King
García Márquez, Umberto Eco ve Jorge Luis Borges, İspanyol yazar Carlos Ruiz Zafón’un yazdığı sihirli ve taşkın bir gösteride bir araya geliyorlar, tedirgin edici bir sezgi, kesinlikle müthiş.
New York Times

Amerikan Hegemonyasının Sonu – Mehmet Ali Güller

Amerikan hegemonyası inişte…

ABD emperyalizmi bir süredir üretmiyor, fazlasıyla tüketiyor.

Üretimi azalan her imparatorluk gibi ABD de tarihsel gerileme içinde.

Üretemeyen ABD, dünya çapında savaş ve operasyonları da yürütemiyor. Bu ABD’yi geri çekilmeye zorluyor. ABD egemenleri için artık problem şu: Nasıl bir geri çekilme? Tekrar ileri atılmak için taktik bir geri çekilme mi, savaşarak geri çekilme mi, vekâlet bırakarak geri çekilme mi? ABD bu soruya nasıl bir yanıt bulursa bulsun, ABD hegemonyasının sonu geliyor ve yeni bir dünya kuruluyor.

ABD, AB, Çin, Rusya ve Hindistan’ın büyük güç mücadelesi yeni bir siyasal düzeni şekillendiriyor. Ekonomi gibi siyasetin merkezi de Atlantik’ten Pasifik’e, Amerika ve Avrupa’dan Asya’ya kayıyor.

“Serbest piyasa sosyalizmi”nin “serbest piyasa kapitalizmi”ne üstün geldiği yeni dünyada yeni dengeler kuruluyor…

Anakronik: Zamansız Bir Adamın Günlüğü – Oğuz Tecimen

oğuz tecimen anakronik ile ilgili görsel sonucu

Hem gerçekliğe hem kurmacaya musallat, zihnin zifirini akıtan bir geceyazı.
Hikâyesiz, insansız, yersiz, müzmin bir zamansız ama tam da bu yüzden zamanının insanı, kronik bir anakroniğin ters yoldan son sürat tiradı!

Anakronik – Zamansız Bir Adamın Günlüğü Türkçenin ve dilin imkânlarını sonuna kadar kurcalıyor.

Hal ve Gidiş Sıfır – Jean Vigo

Hal ve Gidiş Sıfır

Hal ve Gidiş Sıfır Jean Vigo’nun kalemi ve objektifinden bir sistem eleştirisi!

“Jean Vigo, düzyazıyı filme çekip hiç çaba harcamadan şiire ulaşıyor.”
François Truffaut

Makul Bir Öneri – Jonathan Swift

jonathan swift makul bir öneri ile ilgili görsel sonucu

Bir yanda savaş diğer yanda işsizlik, onca yoksulluk, bunca sefalet ve doyurulacak yığınla boğaz. Şimdi, sormamız gereken soru şudur: Bu kadar çok çocuk nasıl beslenecek ve yetiştirilecek? Nice değme âlim
nice değme siyasetçi altından kalkamadı bu sorunun. Swift ilk başta akıl almaz gibi görünen, oysa gayet makul bir öneri getiriyor. Dişleriniz kamaşacak.

Şemsiyoloji – Marion Rankine

Şemsiyoloji & Hayatta ve Edebiyatta Şemsiyenin Tarihi

İkinci Dünya Savaşı’nda Hitler 1940’taki Birmingham hava bombardımanına ne diye Regenschirm yani şemsiye adını vermişti? Madam Bovary’nin başkahramanı Emma mutsuzluğunu ilk kez kendi sesinden işittiğimizde elindeki dilsiz tanık neydi? Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy kıymetli canını kimlere değil nelere emanet etmişti? Nietzsche elyazmalarından birinde birden “Şemsiyemi unuttum,” derken aklından ne geçiyordu? Şemsiye, belki onu en çok düşünen yazarların başında gelen Charles Dickens’ı “Lütfen Şemsiyelerinizi Bırakın” dedirtecek ne yapmış olabilir?

Varlığından ziyade yokluğuyla, ancak olmadığında farkına vardığımız günlük, sıradan bir nesne şemsiye. Öyle veya böyle binlerce yıldır hayatımızda. Marion Rankine, geçmişten günümüze edebiyattan hayatın türlü hallerine, “şemsiye olmanın”, üzerine bir bilim inşa edilecek kadar derin ve karmaşık bir gerçeklik taşıdığını gösteriyor bize.

Şiirler 2 – Tuğrul Tanyol

Şiirler 2 (1985-1995)

o ayaklarına bir değip bir değmeyen sularla oynuyor
o suyun dağılan berraklığındaki gülüşüne bakıyor
kış yaraların üstüne buzdan saraylar dikiyor
ve yara buzun içinde sonsuza dek kanıyor,

Yahudiler Yollarda – Joseph Roth

Yahudiler Yollarda  joseph roth ile ilgili görsel sonucu

Avusturyalı yazar Joseph Roth (1894–1939), “gazetecilik” yıllarında kaleme alıp ilk defa 1927’de yayımlanan kitabı, Yahudiler Yollarda’nın önsözünde şöyle seslenir: “Bu kitabın beklentisi alkışlar ve övgüler değil!” Zira dönemin Avrupa’sını derinden etkileyen bir “göç” olgusu üzerinedir yazdıkları.
Roth, bu sıradışı kitabında I. Dünya Savaşı’ndan önceki ve sonraki yıllarda, başta Avrupa ülkeleri olmak üzere, dünyanın çeşitli bölgelerine “göç etmek” zorunda kalan ve gittikleri yerlerde kendi cemaatlerince bile kabul görmeyen  Doğulu Yahudilerin yaşadıklarını anlatıyor…
Savaş sonrasının belirsizliğinde ve sonrası bir felakete dönüşecek Weimar döneminin ortasında Yahudilerin Viyana, Berlin, Paris, ABD ve Sovyet Rusya’da yaşadıklarını aktarırken satır aralarında çağdaşı birçok aydının fark edemediği Nazi tehlikesiyle ilgili öngörülerini de dile getiriyor yazar.
Son yıllarda tüm dünya “göçmen” meselesi etrafında dönerken, Roth’un Yahudi göçmenler üzerine söyledikleri bugüne de ışık tutacak tespitler barındırıyor.