Aynur Kulak

Edebiyatın açık eden tarafları değil de, gizem dolu tarafları merakımızı cezbetmiştir. Çünkü saklı olanı merak ederiz. Bir şekilde meselenin içinde olup da gerçekte ne olup bittiği ile ilgili en ufak bilgimizin olmaması bizi delirtebilir. Sırf bu yüzden hiç gitmeyeceğimiz yerlere gider, konuşmayı hiç düşünmediğimiz kişilerle konuşabilir, sonunun nereye çıkacağını bilmediğimiz kara deliklere girebilir, bir zaman kapsülü yapıp onun içine girerek öğrenmek istediğimiz her şeyi öğrenmek isteyebiliriz. Edebiyatın açık etmeyen hikâyeleri makbuldür bu yüzden, böyle hikâyeleri severiz.

Doğan Kitap Yayınları tarafından yayımlanan, Dilek Neşe Açıker kitabı olan Şarkısı Güzel kitabının sayfalarını çevirmeye başlamak demek kendini açık etmeyen, gizemli bir hikâyenin sürükleyiciliğine kendini bırakmak demek oldu benim için. Ki her şeyden önce bir okuyucu olarak hikâyenin beni sürüklüyor olmasında hiçbir sakınca yoktu. Çünkü, Şarkısı Güzel merak duygumu uyanmıştı bir kere.

Yirmi Altıncı Yaş Günü; 13:30 Civarı

Bazı zaman dilimleri vardır, bazı anlar; hikâyemize bir makas darbesi atılır ve ikiye ayrılan yerden yaşamınız bambaşka yönlere akmaya başlar. İlk hissettiğiniz duygu kontrolün aslında sizde olmadığıdır. Aslında hiçbir zaman sizde olmadığında! Şarkısı Güzel romanındaki Neva’nın hikâyesi de böyle. Neva’nın hikâyesinin makas atılan yerinden itibaren tanışıyoruz Neva ile. Saklı olanın, gizemli olanın hikâyesi bu. Dolayısıyla bir arayışın, merakın; tüm bunların peşinde çıkılan yolculuğun, bulunanın hikâyesi Şarkısı Güzel.

Bir mektupla başlıyor her şey. Neva’ya yirmi altıncı yaş gününde 13.30 civarı bir mektup geliyor. Mektubu getireni tanımıyor Neva. Fakat Neva’ya mektubu yazan kişi annesi. Gizemlerle dolu annesi. Neva’nın tanımadığı annesi. Kendisine bir zaman kapsülü kaldığını öğreniyor Neva. Bu da neyin nesi? Ne demek oluyor tüm bunlar derken hızlı bir şekilde gizemlerle dolu bir hikâyenin içine dalıveriyoruz. Neva’nın bu mektupla birlikte hayatı ters düz oluyor. Ve yolculuk başlıyor. Arayış içinde şehrin içinde yolculuk, yeni insanlarla tanışma ve arkadaşlarının da yardımıyla tüm olup biteni çözmeye çalışan Neva’nın işi hiç de kolay değil, hissedebiliyoruz.

“Geçmiş insanın iliğini kemiğini kurutur. Mütemadiyen kendi etini kemirir de anlamazsınız. Geçmişin üstüne bu sebepten sünger çekilir. Mektup gelene kadar hatırlanmamak, hakikatlerin üstünü hayalle örtmek konusunda pek mahirdim. Mektubun gün yüzüne çıkmasıyla beraber bazı hakikatleri saklayacak büyüklükte bir örtünün olmadığını anladım. (…) Evvela, mektubun boyunduruğuna girip itaatle onun çizdiği yoldan gittim ki; bu halihazırda yaptığım şeydi. Buradaki en ürkütücü taraflardan biri yolların dallanıp budaklanması, budaklanan dalların kiminin bahar dalı, kiminin kızılcık sopası olmasıydı.”

Nasıl bir hikâye ile karşı karşıyayız bunu görmek adına alıntıladığım bu paragraf ismiyle müsemma Şarkısı Güzel’in hiç de naif bir kitap olmadığını bize göstermekte.   

Telakigâh

Telakigâh’a olan yolculuk, zaman kapsülünün içindeki saklı olan gerçekler Neva’yı bir yolculuğa çıkarırken okuyucu da onunla birlikte yol almakta aslında. Çünkü Neva birinci tekil şahıs üzerinden bize seslenmekte. Hikâyesini bize (yani okuyucuya) anlatmakta. Bu anlamda Telakigâh ve zaman kapsülü için aracı unsurlar diyebilir miyiz? Elbette, evet. Zaten bir kadının annesiyle olan meseleleri etrafında olan/oluşan her şey aracı olmaktan öteye geçemez. Şarkısı Güzel’i bir yanıyla naif yapan unsur tam da burada gizli. Ki hikayenin aracı unsurlarının yanı sıra hikayeye katkı sağlayan, araya gayet itinayla serpiştirilen filmleri, film karakterlerini, dizileri, dizi karakterlerini ve şarkıları da yazmadan edemeyeceğim.

Şarkısı Güzel bir kadının kaderini gerçekleştirmesi hikayesi. Okuyun lütfen.

Şarkısı Güzel

Yazar: Dilek Neşe Açıker

Yayınevi: Doğan Kitap Yayınları

Türü: Roman

Yayın Tarihi: Nisan 2018

Sayfa Sayısı: 262