– Kürk Mantolu Madonna ne kadardı acaba?

– Kitabı 20 lira, kahve ile birlikte çekilmiş fotoğrafı 5 lira… Hangisini istersin?

– F… Fotoğrafı alayım ben direkt!

– Ben de öyle düşünmüştüm!

Bu diyalog “sosyal medya”nın sevdiği bir karikatürden… Gerçi aynı “sosyal medya” diyaloğun başarılı bir şekilde eleştirdiği zihniyeti de seviyor ya, neyse…

Karikatür konusu olarak güzel olmasına güzel de; bu esprinin “festival”ini yaptılar. Ciddi ciddi festival. Harbiye Askeri Müzesi’nde 18- 27 Aralık tarihleri arasında “seçkin” yayınevleri, “seçkin kahve şirketleri” ve “seçkin” çikolata markaları; hepsinden “seçkin” ziyaretçilerle buluştu.

“Üç Tutku: Kitap, Kahve ve Çikolata Festivali”… Daha ne olsun? Girişte sırtında taşıdığı aletten kağıt bardağa “üçü birarada” doldurup ikram eden şirket elemanlarına nazire gibi… Kimin, niye düzenlediği pek berrak olmasa da bakın tanıtımında ne demişler:

Birbirinden farklı ancak birini düşünürken yanına diğeri de eklenen üç tutkunun birlikteliğinin yarattığı duygunun tasarlandığı festival, dünyada ilk kez yapılıyor”.

Üç_Tutku_Kapak

Dünyada ilk kez! Bu “ilk kez” takıntısının dühul etmediği bir burası kalmıştı zaar. Festivalin satmaya çalıştığı şey: “Kahve içip, çikolata yiyerek, kitap okumak…”

Tanıtıma, “workshop”, “sunum”, “ikram” falan gibi cazip sözcükleri de ekledik mi, tamamdır! Ki eklemişler zaten: “Kitap kokusunun, kahve kokusuna ve çikolata kokusuna karıştığı bu büyüleyici atmosferde ziyaretçiler çeşit çeşit kahveleri yudumlayıp, çikolataları tadarken Türkiye’nin seçkin yayınevlerinin kitaplarını edinip, yazarlarla sohbet edebilecek, katılımcılarımızın düzenleyeceği workshop’lardan, sunumlardan ve ikramlardan ücretsiz yararlanabilecekler.

Oturacak düzgün yer yokmuş, bir dandik filtre kahve 10 lira imiş ne gam! Pahalı geldiyse dandin seyyar makinalarda yapılmış 1 liralık çay da var. Ama kitabın yanına yakışmıyor, o ayrı. Ucuzcu market reyonundaki bilmem hangi marka çikolatayı da alıver; bir köşede yer içersin işte. Sayısı iki elin parmağını geçmeyen ve zaten her yerde daha fazla indirimle kitabı bulunabilen yayınevi standları ile üç beş hediyelik eşya ve kahve standını ekledik mi; bitti gitti…

Tam fotoğraf çektirip, instagram’da paylaşmalık; “bilmem kaç others” ile birlikte yer bildirimi yapmalık festival… Zaten, “etkinlikler”den biri de bu. Festivale geliyorsun, fotoğrafını çekip Instagram, Facebook, Twitter, artık Allah ne verdiyse paylaşıyorsun.

Hediyeli!

Fotoğraf: merwesiii
Fotoğraf: merwesiii

Etkileşimli workshop namına, meşhur bir “kek börek karışımı” şirketinin standına uğrayıp, fırında “kek pişirmek” de güzel bir etkinlik. “Karışımı karıştırıyorsun, 220 dereceye ısıtılmış fırında pişiriyorsun”. Gözünüzde büyüttüğünüz “kek” yapımı bu kadar basit işte! Bir dakika; zaten herkes yapıyor mu? Olsun, “seçkin markaların katıldığı festival”de yapmakla marketten alıp yapmak aynı mı allasen!

Gelelim eleştiriye. Bunca güzelliğin arasında eleştirilecek eksiklikler de vardı elbette. Festivalin en ciddi eksiği ise kediler… En az kahve, kitap, çikolata üçlüsü kadar sosyal medyada sevilen, beğenilen “kedi” gerçeğinin unutulmuş oluşu…

Seneye, bir iki yayınevi çıkarıp, mama markası eklenirse aynı mekan ferah ferah yeter.

“Dört Tutku: Kitap, Kahve, Kedi, Çikolata Festivali”ne hoşgeldiniz!”

Kitap kokusu, kahve kokusu, çikolata kokusu, kedi kumu kokusu… Seçkin konuklar… Workshoplar…

“Tutkularınızın peşini bırakmayın”

Festivali düzenleyenler de öyle yapıyor!

Bir Yorum Yazın