İzmir’de Aydın Şimşek yönetiminde bir yazım atölyesinde toplanan ve bugünlerde kolektif çalışmayla üç kitabı geride bırakan “Aykırı Kuş” grubuyla Zarema Elmastaş bir söyleşi gerçekleştirdi.

Kanguru Kültür ve Sanat Merkezi’nde biraraya gelerek çalışmalarını sürdürüen ve edebiyat dünyasına “aykırı” bir yaklaşım geliştirme iddiasındaki grup adına sorulara Sülbiye Yıldırım cevap verdi.

“Aykırı Kuş” grubundan bahseder misiniz?

Öncelikle böylesi aykırı bir grubun içinde olduğum için çok mutluyum. Bu grupta olmak insanı yeniliyor, geliştiriyor, güzelleştiriyor. Her yaştan, her meslekten, çalışan ya da emeklilerin oluşturduğu, ‘’biz’’ olmayı başarmış bir grup olmanın ayrıcalığını doya doya yaşıyoruz. Cumartesileri merkezin İzmir’e özgü üçgen basamaklı merdivenlerini çocuk çevikliği ve heyecanıyla çıkıyoruz. Sorunları ve sorumlulukları kapının dışında bırakıp sıcacık ‘’günaydın’’ların havada uçuştuğu salonda sarılmalar, şakalar, gülüşmeler, hatır sormalarla başlayan güne, demlenen çayın kokusunu, yanına da gelirken aldığımız gevrekleri, boyozları, ekliyoruz. Aydın Hoca’nın anlatımıyla zenginleşiyor, karşılıklı tartışmalarla kazanımlarımızı pekiştiriyoruz. Yazdıklarımızı okuyup tartışıyoruz. Yazma deneyimlerimizi paylaşırken hocamızın bağışladığı ‘’saçmalama’’ özgürlüğümüzü, kendi dilimizi bulma çabasında sonuna dek kullanıyoruz. Saçmaladım mı acaba, diye düşünmeden, en gerçekçi ve en yapıcı eleştirinin Aykırı Kuşlar’dan geleceğini bilmenin gönül rahatlığıyla, yazdıklarımızı çalışma saatleri dışında da birbirimizle paylaşıp, her eleştiriyi yürekten kopan bir sevgi belirtisi olarak başımızın üstüne koyuyoruz.

Aykırı Kuş konferansı

Kollektif çalışmalar genelde insanları yorar. Bu konuda grubunuzla nasıl bir çalışma içerisindesiniz?

Biyolojik olarak ‘ben’ odaklı doğarız. Bencillik doğal halimizdir. Hayata dair birçok beceri edinerek bencilliğimizden sıyrılır, bir arada yaşamanın, ‘biz’ olmanın kişiliğimizi büyüttüğünü, bizi iyileştirdiğini fark ederiz. Kanguru Kültür ve Sanat Merkezi, tam da bu anlamda, bireyselleşmeyi önemseyen ama bencilliği reddedenlerin bir araya geldiği, amatör ruhlu, hatta çocuk kalmayı başarmış güzel insanların oluşturduğu, ‘’biz’’ olabilen kocaman bir yer. İnsanı atomik parçalara ayırmayı seven Postmodern Zamanın ruhuna bir karşı duruş olarak, bütünleşmenin güzelliğinde kendilerini ‘’Aykırı Kuş’’ olarak adlandıran yazma grubu. Yani kollektiflik içinde bireyselliği önemseyen bir grubuz.

Bildiğimiz kadarıyla “Aykırı Kuş” ismiyle bir de derginiz var. Bahseder misiniz?

İki ayda bir çıkardığımız ve grubumuzla aynı adı taşıyan Aykırı Kuş’u kotarırken çok keyif alıyoruz. Toparlayıcı ve kucaklayıcı havasıyla Aykırıları bir araya toplayan Figen’in, belirlenmiş konudaki ilk cümlesiyle bir telaştır başlıyor. Onun harmanında renk olmaya çalışıyoruz, yazdıklarımız ve çizdiklerimizle deneyselliğin sınırlarını zorluyoruz. Gülay’ın, yazdıklarımıza çizimlerini uygularken çektiği sıkıntıyı pekiştirmek için mutlaka son ana yazı sıkıştırıyoruz. Emrah farklı çizimleriyle fikirlerimizi kışkırtırken, Gonca’nın bir köşe bulup en ince insan duygularımızı dillendirmesi, Seher’in ve Gönül’ün insanı çarpan kısa öyküleri, aramıza yeni katılan Nesrin’le Ebru’nun kapak çalışmaları, Hasibe’nin insanlık hallerini yansıtan özlemli öyküleri, Erhan’ın şiir çevirileri ve gönlümüzün müdürü Efe’nin teknik desteğiyle bütünleşip amatör bir ruhla ve muzipçe oluşturuyoruz dergiyi. Üstelik sadece biz değiliz yaratıcıları, dışarıdan da misafirlerimiz oluyor her sayıda. Sesini duyurmak isteyenlere kapımızı açıyoruz mutlaka. Gençlerin ellerinden tutmayı önemsiyoruz. Yaptığımız çalışmalardaki gelişmelerden birlikte mutluluk duyup sevinçlerimizi ortak kılıyoruz. En gencimiz olan Efe’nin, ödül kazanan öyküsünü sahipleniyoruz. Eleştirmenimiz Pınar’ın, kitap tanıtımlarındaki psikolojik çözümlemelerini bir ders ciddiyetiyle dinleyip zenginleşiyoruz. Mehtap, Oktay, Hikmet her hafta gelemiyorlar ama yaratımlarıyla onları her zaman yanımızda buluyoruz. Aramızdan ayrıldıkları halde sürekli kulağımızı çınlatanlar ve yeni katılanlarla yazmayı okumayı hiç ara vermeden sürdürüyoruz.

ercan kesal kahvaltı

Eklemek istediğiniz bir şeyler var mı?

Birlikte yaratıp, başarıyı ve başarısızlığı eşitçe paylaşabilmeyi sağlayan, Kanguru Kültür ve Sanat Merkezi’ni İzmir’e kazandıran Aydın Şimşek, insan seven, sıcak, samimi ve dostça yaklaşımlarıyla, bu sıcak dostluk ortamının yaratımında bizi itici ve yaratıcı gücüyle yüreklendirdi. Sevmenin de yaratıcı bir sanat olduğunu, bu sanatta başarılı olmak için emek harcamak gerektiğini yeniden hatırlattı, dost arkadaş kardeş oldu. Kendi aykırılığıyla Aykırı Kuşları harmanlayıp büyüttü.

Edebiyat anlamında yaratılan bu güzelliklerin içinde olduğum için gururluyum.

Teşekkürler…

Bir Yorum Yazın