Black Metal yeraltı sahnesinde soluk alan bir müzik türüyken Norveç’in büyük ithalat kalemlerinden biri olduysa bunda pay sahibi olan topluluklardan biri şüphesiz Emperor’dur. 90’lı yılları domine ederek zaman zaman türün sınırlarını genişletme denemelerine de giren topluluk bu serüvene son verme yolunu seçtiğinde Metal ansiklopedilerindeki yerini almayı hak etmişti bile.

Topluluğun gitar ve vokal işçiliği ile yaratım sürecinin altında yatan deha ise kuşkusuz Ihsahn’dı.

Solo kariyerine 2006 tarihli “The Adversary” albümüyle giriş yaptı ve günümüze gelinceye dek hem kariyerini farklı noktalara taşıdı hem de bu paralelde birbiri ardına cesur albümlerle bambaşka esrarengiz bir müzikal zekanın pırıltılarını ortaya çıkardı.

“Amr”, Ihsahn’ın, üstüne titrenmesi gereken ve hayli konuşulacak 7. solo çalışması olarak huzurlarınızda.

Açıkçası, 2016’da yayımlanan “Arktis” albümünün çıtayı taşıdığı noktaya bakıldığında yeni albüm hakkındaki beklentiler de doğal olarak zirveyi adımlıyordu. Albümden yayımlanan ilk parça olan “Arcana Imperii”nin araladığı pencereden ise kuzey ışıklarının dansı görünüyordu.

Davulda Tobias Ornes Andersen’in, gitar sololarında Opeth’ten Fredrik Åkesson’un imzasının bulunduğu yapımın kayıt masasında, mix ve mastering aşamalarında Linus Corneliusson ve Jens Bogren’in ismi var.

Kadronun önemi büyük, zira kaydın hücrelerindeki progresif karakter, barındırdığı elektronik renkler, klavyelerin dört bir yana yaydığı melodiler dolayısıyla ortaya çıkan atmosferde bu derece bütünlükle nefes alan bir kaydın başarısını parmakla işaret etmek gerekiyor. Bu vaziyet Ihsahn albümlerinin bir vazgeçilmezidir, orası da başka.

Son dönemin en iyi şarkıları arasına yerleştirilmesi gereken “Twin Black Angels”ın hissiyatının yüksekliği, âdeta Comfortably Numb etkisine sahip gitar solosu da dahil nefis kurgusu, “One Less Enemy” ve “Wake”de var olan kusursuz kuzeyli fırtına, “Lend Me The Eyes Of Millennia” ve “In Rites Of Passage”in hedefe kilitlenen yırtıcılık özelliği, “Arcana Imperii”nin gizemli, dinamik, progresif adımları, “Where You Are Lost And I Belong”un damarlarındaki atmosferik derinlik, “Marble Soul” ve “Sámr”ın defalarca dönerken tüm albüme duygusunu kattığını hissettiren derin işçiliği.

Tarz meselesine çok da kilitlenmeyen dinleyici için Ihsahn’ın müzik yolculuğunda pencere kenarında bir koltuğa sahip olmak mühim ayrıcalık.

Mahir synth melodileri, agresif senfonik bölümler, nefes aldıran pasajlar, parlak bestecilik ve kısa sürede kendini fark ettiren usta işi bir bütünlük Ihsahn albümlerinin vazgeçilmezleri olduğu gibi yeni albümü de ifade edebilecek anahtar kelimeler olacaktır

Emperor yıllarında Black Metal imparatorluğunu tadan Ihsahn’ın yolculuğunun yeni halkası da gösteriyor ki dinleyici pencere kenarındaki koltuğundan şu temennide bulunacaktır,

İmparatorum Sen Çok Yaşa…

Bir Yorum Yazın