“İnsanın sürerken katılımcı ve öznesi olduğu, kendini her zaman özgür hissettiği, özgürleştiği, çevreye ve insana zarar vermeyen, sürdürülebilir bir hayatın vazgeçilmezidir bisiklet.”

Yayıncı, yazar, kütüphaneci Aydın İleri’yle uzun soluklu bir süreçte hazırlanan 72 yazarlı “Bisiklet Öyküleri” adlı kitabı konuştuk.

İlk olarak bir bisiklet öyküleri kitabı hazırlamak fikri sizde nasıl oluştu onu soralım. Kişisel bir bisiklet sevgisi mi yoksa merkezine bisikleti alan öykülerin güzel olabileceği düşüncesi mi?

Kişisel bisiklet sevgisi, çocukluktan kalan bir tutku olması. Bisikletle yaşanmışlıklarım kitabın alt yapısında var ama kitabın hazırlama fikrinde tek bir yanıt yok. Türkiye’de bisiklet denince akla ilk gelen isimlerden birisi olan sevgili Aydan Çelik’in yazmış olduğu “Bi Tur Versene” kitabını okuduktan sonra kafamda bir ışık çaktı. Kitabındaki görseller, anlatılar, gözlem ve yazılar ilham kaynağı oldu. Hele de bir “Bisiklet Manifestosu” var ki kitapta o manifesto benim kitaba başlama manifestomdur.  Bisikletin sadece bisiklet olmadığı farkındalığını topluma yaygınlaştırmanın bir parçası olarak çalışmaya başladım. Edebiyat ve Bisiklet defalarca yan yana gelmişti ama merkezinde bisiklet olan bir imece öykü kitabı ilk girişim olacaktı. Projeyi yayıncı dostum Kadir Aydemir’e açtığımda benimle aynı heyecanı paylaştı. Ne de olsa aynı sokaklarda bisiklet sürmüştük onunla. Bir çok derleme kitabında imzası olan Kadir Aydemir kitabı hazırlamam için motive etti.

Kitabın hazırlık süreci nasıl geçti? Nasıl başladınız öyküleri toplamaya ve bu kadar çok isimden öykü almak zor olmadı mı?

Kitabın hazırlık süreci epey uzun oldu. Ülkede yaşanan toplumsal olaylar, ekonomik durum ve kişisel motivasyonlarımızın düşmesi kitabın hazırlık sürecinde çok etkili oldu. Bazen kitabın bitmeyeceği algısına da kapıldığım oldu ama tüm bunlar aşıldı, hayatımın son 11 ayında serbest zamanlı çalışmam süreci toparladı. Başka kitapların hazırlıkları bile başladı. Kitabı hazırlarken “Tembellik Hakkı”mı  çokça kullandım ve kitap gecikti. Bu durum yazı veren dostların kitap nerde kaldı baskılarıyla beni kamçıladı. Kitabı okurla ve yazarlarıyla buluşturmanın mutluluğu, keyfi bir başka güzelmiş. Kitabı hazırlarken aklımda kalan en güzel anılardan birisi sevgili ağabeyim Cengiz Bozkurt’ttan yazı almak ve söyleşmek için Leyla ile Mecnun dizisinin set aralarında zaman buldukça setin yakınındaki pastanede oyuncuları görmeye gelen yüzlerce insanın içinde video kaydı yapmamdı.

Aydın_İleri

Öykü, deneme, şiir tarzında bir çok yazı çeşidi ve iki çizer dostun çizgisi ile kitapta 72 ayrı bisikletseverin eseri var. Bisiklet ile ilgili kişileri bulmak, alanında uzmanlardan yazı almak, yazıların takibi, editöryal çalışması hepsi ciddi bir emek ve uğraş. Ama her şeye değiyor.

Kitaba katkı veren 72 yazarın öyküleri bisiklete dair ortak ya da ayrılan yönlerini gözlemlediniz mi?

Ortak paydamız bisikleti sevmek, bisiklete dair yazacak bir şeyler bulmak ve imece. Kolektif üretmeyi seven bir ekip kitabı meydana getirdi.  Ortaklıklarının dışında ayrılıkları, farklı disiplinlerde çalışan insanlar var. Kütüphaneci, müzisyen, tiyatro sanatçısı, STK başkanı, bankacı, öğretmen, gazeteci, mühendis, çevirmen, sinema eleştirmeni, sinema oyuncusu, kültür editörü, spor editörü, ekonomi editörü, ressam, akademisyen, yetişkin ve çocuk kitapları yazarları vb. Bu kadar farklı alandan 72 insanı ortak yanları bisiklete inanmaları. Bisiklet Öyküleri kitabına inanmaları.

Bisikletiyle ülke turuna çıkıp fotoğraf çekenlere ya da gezip gördüklerini yazıya aktaranlara rastlıyoruz ama bisiklet edebiyata pek konu olmuyor ya da bir metafor olarak çok kullanılmıyor sanki. 

Bisiklet edebiyatta ve hayatta çokça kullanılan bir metafor. Sadece çocuk edebiyatına baksak o kadar çok bisikletin içinde yer aldığı öykü ve roman görmek mümkün.  Türk Edebiyatında Nazım Hikmet şiirlerinde, kitabımızın yazarlarından Sunay Akın bir çok denemesinde, öyküsünde bisiklet imgesi üzerinden üretimde bulunmuştur. Bisiklet ve Edebiyat başlı başına bir kitap konusu olabilir. Belki bir sonraki projemiz bu olmalı. Bu alanda daha fazla üretime ihtiyaç var.

Bisiklet giderek daha az kullanılan bir araç. Bir ulaşım aracından çok adaya gidildiğinde vakit geçirecek bir eğlence gibi görülüyor. Neden bisiklet yerine motorlu araçlar rağbet görüyor? Ve neden bisiklet çocukluk dönemine dair bir anı olarak kalıyor?

Buna verilecek en güzel yanıt yaşam tarzlarımız, fastfood yaşam, teknoloji, bisikleti sürecek alanların azlığı, yaşam koşuşturmacası vd. motorlu taşıtları kullanmanın kolaylığı ve hızlı ulaşım olanağı olumsuz nedenler olabilir. Her şey insanda bitiyor. Bisikleti bir spor bir kültür olarak görmek, yaşamın bir parçası haline getirmek. Bisikleti beden eğitimi dersinde bile işlendiğine tanık olmadım. Bisikletin seçmeli bir ders olduğunu hayat etmek bile güzel. Çocuklar en çok onu seçer.

Yerel yönetimlerin bu konu üzerine son 4-5 yılda yoğunlaşması çok önemli. Bisiklet yolları, bisiklet parkları yapılmaya başlandı. Umut verici ama yeterli değil.  Bisiklet yönetmeliğimiz 3 kasım 2015’de resmi gazetede yayınlandı. Yasal düzenlemeler gereği birçok yenilik ve pozitif gelişmeler olacak. Umudumuzu yitirmiyoruz. Bu daha başlangıç…

Bir Yorum Yazın