Boğaç Gökmen

İngiltere, Birmingham topraklarından çıkan death metal ekibi Memoriam’ın yeni albümü “Requiem For Mankind” bir süredir dönüp duruyor ve kuşkusuz ki bu duruma kayıtsız kalmak pek de mümkün olmuyor.

İngiliz death metal devi Bolt Thrower’ın, davulcu Martin Kearns’in 2015 Eylül’ündeki talihsiz ölümü sonrası üretimlerine son vermesinin ardından, solist Karl Willetts ile Benediction basçısı Frank Healy,  ilk dönem Bolt Thrower davulcusu Andy Whale ve Cerebral Fix gitarcısı Scott Fairfax’ın yer aldığı iddialı bir ekip olarak bir araya gelmişlerdi.

Memoriam ismi altında eylemlerini sürdüren grup, adının da ortaya koyduğu gibi, Martin Kearns’ın anısını yaşatmak için death metal kulvarının cazip örneklerine imza atarak, 2017’de “For the Fallen” hemen sonrasında da 2018’de “The Silent Vigil” albümleriyle death metal sahnesinin geleneklerini sürdürdü.

Yeni albüm “Requiem For Mankind”a geldiğimizde albümün, Napalm Death, Dımmu Borgır, At The Gates ve Amorphis albümlerinde de emeği olan ünlü yapımcı Russ Russell ile kaydedildiğini görüyoruz, kapak görseli de önceki iki albümde olduğu gibi Dan Seagrave’in hayal gücünün ürünü.

Geçen süreçte paylaşılan ilk kayıtlar, aynı zamanda albümün açılışını da yapan “Shell Shock” ve “Undefeated” ise, alışılmış Memoriam hassasiyetini, arzu edilen tüm karanlık tınıları ve gerekli sözel içeriği barındıran bir albümün habercisi olurken, dinleyiciyi haklı bir beklentiye sokmayı bilmişti.

Beklenti demişken, İngiliz death metal sahnesine dair, özellikle 90’lı yıllar söz konusu olduğunda zihninizde belirecek tonlamaların Requiem For Mankind’ın harcının ana malzemeleri olması çok doğal olsa gerek. Hal böyle olunca da Bolt Thrower ve dönemin lezzetine hakim dinleyiciyi başından beri yakalayan Memoriam, yeni mahsulleriyle de gerektiği kadar hüzün ve bir o kadar da bulutlu, puslu bir atmosfer sunmayı ihmal etmiyor dinleyiciye.

Resim

Esasen, ilk albüm “For the Fallen” ile takipçisi “The Silent Vigil” arasında bir yerlere konumlandırmak mümkün yeni albümü.

“Requiem For Mankind”, Karl ve ekibinin hassasiyet bakımından yakaladığı düzeyi korurken zaman zaman, yeni açılımlar olarak da kabul edilebilecek ufak kayıt dokunuşları ile farklı tarzlara gönül veren dinleyiciyi de albüme adapte edecek renkleri barındırıyor.

Açılışla birlikte temposu, kıvamı ve afiyeti yerinde “Shell Shock” ve “Undefeated”ın kollarında buluyoruz kendimizi. Bir anlamda, eski bir dostla kucaklaşma hissiyatı da taşıyan bu girişle birlikte albümün derinliklerine doğru adım atmak epey kolaylaşıyor.

Sade ancak akılda kalıcı melodik içerik, sertlik anlayışı olarak da bir seviye vites arttıran grubun bu durumu iyi izah etme biçimi “Never the Victim” ve “Austerity Kills” ile art arda gösteriyor kendini. “In the Midst of Desolation”, “Refuse to Be Led” ve “The Veteran” ise ince ince zihne kazınan, şiddetini uzun vadeye yaymayı bildiği gibi albümün omugasını da sağlama alan ilk dinleyişte dahi kabul görecek sihre sahipler.

Dinleyiciye İngiliz death metalinin loş sokaklarından tedirgin, kaotik ve olması gerektiği kadar karamsar detaylar taşıyan albümün kapanış bölümü de tüm bu ağıt tavrına yakışır tonlarda “Requiem for Mankind”, “Fixed Bayonets” ve enstrümantal bir veda olan “Interment” ile yerine getiriliyor.

Neticede, “Requiem For Mankind”, grubun hassas ayarlarının yön verdiği hüzün ve kaosun hüküm sürdüğü, insanlık için bir ağıt olarak çıkıyor karşımıza.