Okuyacak çok kitap var seçmek zor diyorsanız yeni çıkan kitaplar arasından yaptığımız derlemeye bir göz atabilirsiniz.

AĞAÇLAR – HERMANN HESSE

Hermann Hesse’nin “Ağaçlar”ı

Nobel Edebiyat Ödüllü yazar Hermann Hesse’nin yeni kitabı Ağaçlar, Zehra Aksu Yılmazer’in çevirisiyle Kolektif Kitap etiketiyle yayımlandı.

“Üzgün olduğumuzda ve hayata katlanamadığımızda bir ağaç şöyle konuşabilir bizimle: Sus! Bak bana! Yaşamak kolay değil, yaşamak zor değil. Bunlar çocuksu düşünceler. Bırak konuşsun içindeki Tanrı, o zaman susacaklar. Yolun seni anandan ve yurdundan uzaklaştırdığı için endişelisin. Ama attığın her adım, her yeni gün seni anana yaklaştırır. Orası ya da şurası değildir yurdun. Yurt ya içindedir ya da hiçbir yerde.

Yollara düşme özlemiyle kederlenir yüreğim, akşamları rüzgârda uğuldayan ağaçları duyduğumda. Sessizce, uzun uzun dinlerseniz, bu özlemin esası da anlamı da çıkar ortaya. Sanıldığı gibi acıdan kaçıp gitme arzusu değildir bu. Yurda, ananın belleğine, hayatın yeni kıssalarına duyulan özlemdir. Eve götürür insanı. Her yol eve götürür, her adım doğumdur, her adım ölümdür, her mezar anadır.

Böyle uğuldar ağaç, çocuksu düşüncelerimizden ürktüğümüz akşam vakitlerinde. […] Ağaçları dinlemeyi öğrenen, ağaç olmayı arzulamaz artık. Kendisi dışında başka bir şey olmayı arzulamaz. Yurt budur. Mutluluk budur.”

CAROL-TUZUN BEDELİ, KADIN DÜŞMANLIĞI ÜSTÜNE KÜÇÜK ÖYKÜLER, KÖPEĞİN FİDYESİ – PATRICIA HIGHSMITH

Patricia Highsmith’ten Sarsıcı Üç Kitap

Patricia Highsmith’in üç kitabı Carol – Tuzun Bedeli, Kadın Düşmanlığı Üstüne Küçük Öyküler ve Köpeğin Fidyesi, Can Yayınları etiketiyle yayımlandı.

20. yüzyılın kült başyapıtlarından birisi sayılan romanı Carol, eşcinselliğin tabu olduğu 1952 yılında birçok yayıncı tarafından reddedilmişti. Roman sonunda Claire Morgan imzasıyla ve Tuzun Bedeli adıyla basılabilmişti. Kitap geçtiğimiz senelerde aynı adla beyazperdeye de uyarlandı. New York’un büyük mağazalarından birinde sıradan bir tezgâhtar olan Therese’in hayatı, çekici ve zengin Carol’la karşılaşmasıyla aniden yön değiştirir. Kitap dilimize Seçkin Selvi tarafından kazandırıldı.

Highsmith, Kadın Düşmanlığı Üstüne Küçük Öyküler’de bizi bir kadın düşmanının zihninde yolculuğa çıkarıyor. “Kusursuz küçükhanım”dan “kadın romancı”ya, “dansçı”dan “koket”e, bu koleksiyonun parçası olan on yedi kadının her biri kendilerine biçilen basmakalıp rollere karşı koyuyor ve bu boğucu dünyayı yıkmak adına hem kendilerini hem de çevrelerindeki erkekleri felakete sürüklemekten çekinmiyor. Kitabı dilimize Nihal Yeğinobalı kazandırdı.

Köpeğin Fidyesi ise kapkaranlık bir kara komedi. Highsmith, savaş sonrasının lekesiz dünyasına bakarak etrafından kopuk yaşayan ıssız insanların hayatlarının altında yüzeye çıkmanın yolunu arayan şiddeti yakalıyor. Kitabı dilimize Zeynep Heyzen Ateş kazandırdı.

OSMANLI’DAN CUMHURİYET’E AZINLIK SPOR KULÜPLERİ VE SPORCULAR – ORHAN ŞEVKİ

Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Azınlık Spor Kulüpleri ve Sporcular, Türkiye’de sporun bir başka tarihçesini sunuyor. Osmanlı’da, esas olarak yabancılar aracılığıyla başlayan modern spor faaliyetleri çeşitli baskılarla karşılaşmış; özellikle futbol Türk sporculara yasaklanmıştı. Öyle ki Türk futbolculardan bazıları sırf yasakları delmek uğruna adlarını değiştirip futbol oynamaya çalışmışlardı. II. Meşrutiyet ile birlikte gelen özgürlük ortamı Türk sporcuların da sahalara çıkmasına imkân sağladı. Cumhuriyet ile birlikte bu süreç hem büyük bir hız kazandı, hem de kurumsallaştı.

20. yüzyıl başından itibaren art arda kurulan Beşiktaş, Galatasaray, Fenerbahçe ve diğer Türk kulüpleri yıllarca Türk sporuna hizmet ederken, azınlık spor kulüpleri de çok iyi sporcular yetiştirdiler ve bunların çoğunu da bu üç büyük kulübe verdiler. Böylece Türk sporuna azınlık sporcuların katkıları yadsınamaz hale geldi. Aralarından sayısız milli sporcu, sayısız şampiyon çıktı.  Ancak siyasi olayların getirdiği baskılar sonucu nüfusları yavaş yavaş azalan gayrimüslim cemaatlerle birlikte azınlık kulüpleri de tek tek eridi, çoğu sporcular yitip gitti. Maddi olanaklar tükendi, bu kulüpler kendi yağlarıyla kavrulmayı sürdürdüler.

Bugün artık Türk sporunda bir Vahram Papazyan, bir Tahtaperde Aleko, bir Büyük Garbis, bir Buduri, bir Garbis Zakaryan, bir Vartan Tetikbaş, bir Garo Hamamcıoğlu, bir Kasapoğlu, bir Niko Kovi, bir Violet Kostanda, bir Rober Eryol, bir Lale Kohen, bir “Ordinaryüs” Lefter çıkmıyor.  Ama hiç değilse anıları koruyabiliriz. Spor, müzik ve Adalar tarihleriyle ilgili çalışmalarıyla da bilinen Orhan Şevki, elinizdeki kitapla işte bunu yapıyor. Kitap, Azınlık Spor Kulüpleri ve Sporcular alanına giren her madde ve her ismi eksiksiz bir şekilde kapsama iddiasını tabii ki taşımıyor, ama okuyucuyu yukarıda sayılan isimler ve daha niceleriyle, unutulmaz takımlarla, güzel anekdotlarla birlikte sporun hemen her dalında bir zaman yolculuğuna çıkarıyor.

ESKİ KÖYE YENİ ROMAN-KÖY ROMANININ TARİHİ, KÖKENİ VE SONU – ERKAN IRMAK

Eski Köye Yeni Roman

Erkan Irmak’ın Türkiye’de etkili olmuş “köy romanı” türünün tarihini, kökenini ve sonunu ele aldığı çalışması Eski Köye Yeni Roman – Köy Romanının Tarihi, Kökeni ve Sonu (1950-1980), İletişim Yayınları etiketiyle yayımlandı.

Irmak, bu çalışmasında bir yandan 1950’den 1980’e uzanan bir süreçte “köy romanı tarihi” kılavuzu oluşturmaya çalışırken diğer taraftan köy romanı türünü etraflıca tartışan bir kaynak ortaya çıkarıyor.

​Osmanlı’dan Cumhuriyet’e köy ve köylüye bakışın biçimlenişi ve dolayısıyla köyde geçen ya da köy temalı romanlarla köy romanlarının arasındaki türsel farka odaklanıyor. Bunu aynı zamanda kuramsal bir meseleye, romanın ne olduğu ve köy romanlarının nasıl tanımlanabileceği sorusuna ayırarak ayrıntılandırıyor. Roman türünün diğer edebi türlerden nasıl ayırt edilebileceğini, ontolojik ve epistemolojik kaynaklarının neler olduğunu, roman hakkında öne sürülen farklı teorik yaklaşımların nasıl yorumlanabileceğini ve nihai olarak da bu tartışmaların sonunda bir “köy romanı” fikrinin hangi özellikler etrafında çerçevelendirilebileceğini tartışıyor. Erkan Irmak, bir yandan 1950’den 1980’e uzanan bir süreçte “köy romanı tarihi” kılavuzu oluşturmaya çalışırken diğer taraftan köy romanı türünü etraflıca tartışan bir kaynak ortaya çıkarıyor.

ESKİ TANRILAR YENİ BİLMECELER MARX’IN KAYIP TEORİSİ – MIKE DAVIS

Marx geri döndü, ama hangi Marx? Yakın geçmişte yayımlanan yaşamöyküleri, onu bir 19. yüzyıl figürü olarak konumlamakta ısrarlı. Mike Davis’in Marx ve Marksizm hakkında tezlerini ilk kez doğrudan kaleme aldığı bu kitapta ise, sadece geçmişe değil bugüne dair de konuşan bir düşünür çıkıyor karşımıza.

Bir dizi araştırıcı ve kışkırtıcı makaleyi bir araya getirdiği kitabında Davis, Marx’ın zamanımıza dönük iki temel sorgulamasını keşfe çıkıyor: “Toplumun devrimci dönüşümüne kimler önderlik edebilir” ve “Gezegenimizdeki çevresel krizin nedeni ve çözümü nedir?”

Davis, Marx’ın kuramsal metinlerinin ve siyaset yazarlığının yeni boyutlarını aydınlatmak için emek tarihinin o geniş arşivine başvuruyor. Bize “kayıp bir Marx” öneriyor. Bu Marx’ın, tarihin aktörlerine, milliyetçiliğe ve sınıf mücadelesinin “arada kalan sınıflarla ilgili görünümü”ne dair çözümlemeleri, bizim karanlığa gömülmüş çağımızda devrimci düşüncelerin yeniden canlandırılması için kritik önemde. Davis, küresel istihdam krizi ile giderek bozulan iklim şartlarını da ele aldığı çözümlemesinde kapitalizmin insanlığın devamını sağlama konusundaki başarısızlığına dikkat çekerken, “insanlık çağına” dair fetişizmi de kıyasıya eleştiriyor.

Eski Tanrılar, Yeni Bilmeceler’in son bölümünde, artık unutulup gitmiş eski bir tartışmaya, “alternatif sosyalist kentçilik” (1880-1934) tartışmalarına bakan Mike Davis, sürdürülebilir bir çevrede evrensel ölçekte yüksek nitelikli bir yaşamın temel kavramlarını aramaya koyuluyor.

Tarihsel sosyoloji, kültürel analiz ve strateji alanında bir el kitabı olduğu kadar, Marksist tartışmalara mükemmel bir giriş de olan Davis’in bu kitabı, eyleme geçirici bir silah özelliği de taşıyor. – Robert Brenner

Marx’ın Manifesto ve 18 Brumaire’de ortaya koyduğu o derin ve yoğun siyasi analiz mirasını inşa etmede, Mike Davis kadar başarılı bir isim daha yok. – Leo Panitch