Okuyacak çok kitap var seçmek zor diyorsanız yeni çıkan kitaplar arasından yaptığımız derlemeye bir göz atabilirsiniz.

Istrancalı Abdülharis Paşa – Mehmet Berk Yaltırık

İlk romanı Yedikuleli Mansur’la hatırı sayılır bir okur kitlesine ulaşan Mehmet Berk Yaltırık’tan 17. yüzyılda başlayıp günümüze dek ulaşan, tarihi kurguyla korkuyu harmanlayan yeni bir kitap.

“… Öğleye doğru günlük güneşlik rutin bir bahar havasında iki tarafında meşe ve kayın ağaçlarının yükseldiği asude bir yolda ilerliyordu Asil. Altında araba olmasa, asfalt üzerinde hızla yol alıyor olmasa kendisini hoş bir rüyanın içinde zannedebilirdi. Buralardaki tabiatın harikaları, el değmemişliği insanı mest ediyordu. Dereköy Sınır Kapısı yolunda olduğundan gidiş sebebini anımsayınca canı sıkıldı. Böyle yeryüzündeki cennet köşesi bir yerin mazisinde nasıl kanlı ve ürkünç hikâyeler olabilirdi?”

Bir ailenin ve bir ismin peşine düşen genç bir araştırmacı, kendini bir anda asilerin, eşkıyaların, haramilerin, haydukların, ayanların ve komitacıların arasında, zaferlerin ve bozgunların hengâmesinde, soygun masallarının ve kocakarı hikâyelerinin ortasında buluverir. Tarihle başlayan yolculuğu, ruhunun ve Istrancaların kuytularına sapmışken korkulu Balkan rivayetleriyle giriştiği amansız boğuşma nasıl nihayete erecektir?

Hırsının kölesi derebeylerinin, geceleri dolaşıp kapıyı pencereyi tırmalayan şeylerin, insan suretli canavarların, efsaneyle hakikatin birbirine karışıp tarihin sislerinin ardına gömülen bu roman, kâh kanlı baskınlara tutulan kâh geleneklerin kamçısı altında inleyen Balkan tarihine uzanan karanlık bir araştırmanın serüveni.

Istrancalı Abdülharis Paşa, zamanın yavaş aktığı bir coğrafyada ürpertili bir arayışın romanı… 

Zürafanın Boynu – Juidth Schalansky

Inge Lohmark “Oturun” demiş, öğrenciler oturmuştu. “Kitapta yedinci sayfayı açın” demişti, öğrenciler sayfa yediyi açmışlardı. Sonra başlamışlardı ekosistemleri, doğanın düzenini, türler arası bağımlılıkları, etkileşimleri, canlılar ve çevreleri, toplum ve mekân arası etkileşim örgüsünü işlemeye…

Eski Doğu Almanya’da, küçük bir kasabada öğrenci kıtlığından sonu gelmek üzere olan Darwin Lisesi’nde Darwin’in teorisini içselleştirmiş küskün bir biyoloji öğretmeni Zürafanın Boynu’ndaki esas karakterdir. Standartlara sarılan, uygar ve kültürlü olmayı zafiyet olarak gören Lohmark’ın derslerinde ve özel yaşamında geçerli olan tek şey acımasız doğa yasalarıdır. Her şeyin başlangıcı, doğada olduğu gibi, tanımlamak ve uyumdur. Ders yılı başında öğrencileri isimlerine göre belli bir kategoride görür Lohmark. İtina ile bir isim listesi hazırlar, öğrencileri tanımlar… Erika, sınıfın merkezinde ikinci sırada ve ortada oturmaktadır. Sınıfın merkezidir. Farklıdır, tüm diğer öğrencilerden farklıdır. Süpürge çalısı Erika Tom’dan, Laura’dan, Ellen’den farklı tanımlanır. Erika eğik oturur, eğiklik iticidir, belki doğaya terstir. Lohmark kendi kendine konuşur, konuşmalarında alaycıdır, öğrenciler içsel konuşmalarının farkına varmazlar. Doğu Almanya’yı, sportif yarışmaları özler, özlemini açığa vurmaz… 

Bir Limandan Üç Resim – İlhan Berk

İkinci Yeni’nin önde gelen şairlerinden İlhan Berk’in şiir dışındaki yazınsal türlere ilgisinin göstergesi niteliğinde, dergilerde kalan düzyazılardan oluşan Bir Limandan Üç Resim, Yapı Kredi Yayınları etiketiyle yayımlandı.

Berk, ilk gençlik yılları sayılabilecek dönemde “İlhan Berk olmak” yolunda kişiliğini ve yazınsal yetilerini keşfederken, öykü, anlatı, tiyatro oyunu türünde sınıflandırılabilecek düzyazı denemelerinde bulundu. Bu kitap, Berk’in yazınsal ve düşünsel evriminin oluşum aşamalarına ışık tutabilmek adına bir çaba.

“Düşünce halinde bir elin çirkinliğini duyuyorum, uzanmak hatırıma gelmiyor; kaçıyorum. Mevsimlerin dökülüşü, bir çocuk kumların mestliğine vücudunu bırakıyor, ona uymanın hızı, fakat elde etmiş olmanın sıkıntısı, vazgeçiyor.”

Övgü – Rachel Cuks

Rachel Cusk, Çerçeve’yle başlayıp Geçiş’le sürdürdüğü ses getiren üçlemesini Övgü ile tamamlıyor.

Bir edebiyat festivaline katılmak için Brexit’in gölgesindeki İngiltere’den Avrupa’nın güneyindeki bir ülkeye seyahat eden romancı Faye, etkinlikler için çeşitli mekânlar arasında mekik dokurken bir yandan da yazarlar, yayıncılar, çevirmenler ve gazetecilerle sohbet eder. Günümüzde sanatın ve edebiyatın işlevi, evlilik ve aile, özgürlük ve adalet gibi konulara temas eden bu konuşmaların her biri, bir romanın derinliğine sahip öyküler meydana getirir. Erkeklerin açık ve gizli güç gösterileri içinde kadınların nefes alma çabasının giderek daha çok belirginlik kazandığı bir kapanışla, Cusk’ın üçlemesi unutulmaz bir sona kavuşuyor.

“Cusk hem radikal hem de güzel olabilen bir şeye ulaşmış… Nefes kesici bir başarı.”  – The New Yorker

“Çerçeve, Geçiş ve Övgü, 21. yüzyıl İngiliz edebiyatında bir dönüm noktası; bir sanatçının kendi yolunu çizme yönündeki sarsılmaz çabalarının vardığı zirve.” – The Guardian

“Cusk’ın, okumaktan çok düşünmeye yakın bir tecrübe sunan üçlemesi yaşamaya devam edecek gibi görünüyor.” – The Times Literary Supplement

Sanatçı Burada Ne Anlatmak İstemiş? – Duygu Dalgakıran

Duygu Dalgakıran’ın her yaştan okuru sanatçılarla, eserlerle, sanat akımlarıyla tanıştırdığı, zengin bir içeriğe sahip kitabı Sanatçı Burada Ne Anlatmak İstemiş?, Pınar Ulus’un illüstrasyonlarıyla, Taze Kitap etiketiyle yayımlandı.

Bu kitap, küçük bir sanat müzesi tadında. Dünyanın dört bir yanındaki müzelerden eserler, farklı farklı salonlarda yer alıyor. Her salonda okur, başka bir ressamı, farklı sanat akımlarını ve onların birbirinden ilham verici hikâyelerini okuyor. Kitap; enstalasyon, barok, fresk, kübizm, empresyonizm gibi kelimeleri de hayatın bir parçası hâline getiriyor. Leonardo Da Vinci’den Frida Kahlo’ya, Rembrandt’tan Osman Hamdi’ye, Andy Warhol’dan Matisse’e, Monet’den Matrakçı Nasuh’a, Vigee’den Van Gogh’a kadar birçok sanatçının hem hayat hikâyeleri hem de eserlerinin hikâyeleri bu kitapta.

​Ayrıca kitabın sonunda sayfalar boyunca görülen eserlerin çıkartmaları ve bir müze duvarı yer alıyor ki okur kendi müzesini yaratabilsin.

Görsel: Salvador Dali, The Persistence of Memory, 1931, The Museum of Modern Art