Okuyacak çok kitap var seçmek zor diyorsanız yeni çıkan kitaplar arasından yaptığımız derlemeye bir göz atabilirsiniz.

BEREN İLE LUTHİEN – J.R.R. TOLKİEN

Tolkien’in yayımlanmayan metinlerinden derlenerek başlı başına bir kitap haline getirilen Beren ile Luthien’in destansı hikayesi Hobbit, Yüzüklerin Efendisi, Silmarillion ve Tolkien’in yarattığı Elfler, İnsanlar, Orklar ve Cücelerle dolu Orta Dünya hayranlarını bir kez daha bir araya getirecek.

J.R.R. Tolkien’in İlk Çağ’daki destanları ve mitleri anlattığı Silmarillion’ın gelişiminde büyük bir rol oynayan Beren ile Luthien’in hikayesinin yazım sürecinde pek çok detay değişse de gölgelenen aşkları hep baki kaldı: Beren ölümlü bir İnsandı, Luthien ise ölümsüz bir Elf. Önemli bir Elf beyi olan babası, kızının Beren’le olmasına karşıydı ve eğer Luthien’le evlenmek istiyorsa Beren imkansız bir görevi yerine getirmek zorundaydı. Beren, Luthien ile birlikte kötülerin en kötüsü, Kara Düşman, Morgoth olarak da bilinen Melkor’dan en değerli mücevher Silmarili çalmaya çalışacaktı.

Bu kitapta Christopher Tolkien, Beren ile Luthien’in hikayesinin ilk yazıldığı tarihten, Silmarillion’daki haline kadar geçen süreci adım adım ele alıp Orta Dünya’nın en önemli aşk hikayesine nasıl dönüştüğünü, bu evrende giderek nasıl daha büyük bir yer kapladığını gözler önüne seriyor. Bunu yaparken de babasının kelimelerine dokunmadan, orijinal hallerini koruyarak destanın hem manzum hem de mensur biçimlerini ilk kez birlikte yayımlıyor.

BAZEN BAHAR – MELİSA KESMEZ

“Sen ne kadar kaçsan da, ıskalasan da, görmezden de gelsen, kafanı kuma da gömsen, kalbine kilit de vursan, hayatın sana bir diyeceği varsa, sinsi sinsi bekliyor sırasını, yıllarca. Öyle sabırlı. Öyle fil hafızalı, öyle unutmuyor hayat. Sen sabaha kadar unuttum diye sağalt ruhunu. Gömdüm san. Defter kapanmayınca kapanmıyor.” Bir domates tohumunun içinde ne saklıdır? Bir telefon kulübesi ne kadar üzebilir insanı? Açık pencereden odaya doluşan kelebekler durdurabilir mi ayrılığı? Yarım kalan bir ilişki kaç zaman bekler pusuda, kıyıda köşede saklanıp? Bir ağacın yaprakları geri çağırır mı çocukluğu, ölüme inat? “Ama”larla bezeli veda konuşmaları
doğruyu mu söyler? Büyükşehrin gürültüsünden, keşmekeşinden, yalnızlığından kaçmak mümkün mü? Bir bahçeyi ne kadar bekleyebilir insan? Babadan yılbaşı ağacı olur mu?…

Melisa Kesmez kadın-erkek ilişkilerine, arkadaşlığa, aileye, şehre, doğaya, eşyaya yine farklı gözlerle bakıyor: İncinmişlikleri, kırılmışlıkları, yarım kalmışlıkları ama beri yandan toparlanmaları, hayata tekrar sarılmayı insanın içine işleyen kalemiyle anlatıyor. Bazen Bahar iz bırakan yaraların, yeni başlangıçların kitabı.

BİRİ SİZİ BULMAYA ÇALIŞIYOR – MARC AUGE

Zaman, filmleri hatıraya dönüştürüyor, ama başka türlü hatıralara.

Eski Amerikan filmleri tutkunu emekli edebiyat öğretmeni Julien, Claire adında genç bir kadın psikologla karşılaşır. Bir süre sonra Claire’in isteğini kırmayarak çalışmasına yardımcı olmaya karar verir ve geçmişini anlatmaya başlar. Julien anlattıkça Kurtuluş günleri, Cezayir savaşı, Mayıs 68 ve eski arkadaşlarının anıları yeniden su yüzüne çıkar, oysa Claire’in farklı bir amacı vardır.

Antropolog Marc Augé’den hatırlama, unutma ve kimlikler üzerine roman formunda bir değini.

EGE’Yİ GÖR VE YAŞA – MELİH USLU

Fethiye, Dalyan, Köyceğiz, Ekincik, Akyaka, Marmaris, Selimiye, Bozburun, Söğüt, Rodos, Datça, Bodrum, Muğla, Çomakdağ… Doğanın muhteşem ritmini öğreten bir köy veya yosun kokulu bir adada yaşamanın nasıl bir şey olacağını hayal etmeyen var mı? Gezi yazarı Melih Uslu bizi bu kez Ege âşıkları Çetin Altan’ın, Halikarnas Balıkçısı’nın, Azra Erhat’ın peşinden az bilinen koylara, köy pazarlarına götürüp, yavaş akan zamanın içine çekiyor. Ege’yi Gör ve Yaşa, bir gezi rehberinden ziyade son sözü hep doğanın söylediği bir yaşam deneyimi… Mavinin yeşile kavuştuğu denizin, badem, portakal, limon ve zeytin ağaçlarıyla bezeli çayırlara yayılmış koyun ve oğlak sürülerinin, kekik kokusunun daveti var bu sayfaların içinde…

CANIM KEDİM / CANIM KÖPEĞİM – CHRISTINE ROUSSEY

Christine Roussey’nin çocuklara hayvan sevgisi aşılayan kitapları Canım Kedim ve Canım Köpeğim, Esra Kökkılıç’ın çevirisiyle, Büyülü Fener Yayınları tarafından yayımlandı.

“Boudin benim kedim. Boudin pofuduk bir tombalak, birazcık da toparlak, bir şamandıra gibi yusyuvarlak. Boudin gerçek bir neşe kaynağı. Hiç yoktan kıkır kıkır güler, kahkahadan kırılır. Sarılmakta üstüne yoktur. Miyavlarken de sanki bir Ninja, mırlarken de tam bir kaplandır. Ama Boudin aylak aylak gezinir, boş boş yatar. Tembel tenekenin tekidir! Gerçek bir miskin. Ağırkanlı, uyuşuk bir tulumba tatlısı. Ne olursa olsun Boudin, benim en yakın arkadaşım.”

​“İşte Alfred. O benim köpeğim. Çok sevimlidir, futbol oynamakta çok iyidir, kedileri kovalamakta daha da iyidir. Alfred, onu çok çok çok seviyorum ama… o KOKUYOR! Ayakları, kulakları, burnu, sırtı, karnı. Bıyıklarından kuyruğuna kadar kokuyor. Kısaca, tepeden tırnağa ALFRED KOKUYOR.”