Okuyacak çok kitap var seçmek zor diyorsanız yeni çıkan kitaplar arasından yaptığımız derlemeye bir göz atabilirsiniz.

Denizyolu – Ursula Leguin

İsimlerimizin aynı olduğunu söyledim. Daha önce başka bir ismi olduğunu söyledi. Söylemesini istedim. Söylemedi. “Sadece Kızılderili Fanny işte” dedi. Buraya Klatsand dendiğini söyledi. Burada bir köy varmış, plajın üst yanındaki derenin orada. 

Oregon’un küçük sahil kasabası Klatsand sakinlerinin sıradan hayatları; deniz kabuğunda uğuldayan, martı kanadında taşınan, rüzgârın denize savurduğu, dalgalara gömülen rüyalar, umutlar, kederler, hayaller. 2018’de kaybettiğimiz Ursula K. Le Guin’in kaleminden, bitirir bitirmez tekrar okumak isteyeceğiniz öyküler. 

Denizyolu, kumlara yazılı sözcüklerden bir dünya kuruyor. 

Kaos İmgelemi:Edebiyatta, Sanatta, Bilimde – Martin Meisel

Kitap   Edebiyatta, Sanatta, Bilimde Kaos Ä°mgelemi

Columbia Üniversitesi İngiliz Dili ve Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü Emeritus Profesörü Martin Meisel tarafından kaleme alınan Edebiyatta, Sanatta, Bilimde Kaos İmgelemi adlı kitap, Mehmet Moralı’nın çevirisiyle, Koç Üniversitesi Yayınları (KUY) tarafından yayımlandı.

Meisel, bu kitabında mutlak kaosu göstermek, ortaya koymak ve rasyonalize etmek için müthiş bir uğraş veriyor. Bu amaçla, kaos imgesinin toplumsal, psikolojik ve kozmolojik dönüşüm noktalarının öyküsünü aktarıyor. Edebiyattan, felsefeden, resimden, grafik sanatından, bilimden, dilbilimden, müzikten ve filmlerden örneklerle, 18. ve 19. yüzyıllarda kaosun yıkıcılıktan özgürlük ve enerji sağlama potansiyeli olan bir imgeye dönüşümünün olağanüstü öyküsünü anlatıyor.

Sophokles, Platon, Lucretius, Calderon, Milton, Haydn, Blake, Faraday, Çehov, Faulkner, Wells ve Beckett okumaları ile Brueghel, Rubens, Goya, Turner, Dix, Dada ve fütürist ressamların tablolarını aynı potada eriten Meisel, termodinamikte enerji ve entropinin ele alınışındaki devrime dikkat çekiyor. Yazar sonunda bu kaotik çerçeveyi anlam, amaç, ölümlülük ve zihin gibi konuları açıklamakta kullanıyor.

Şairin Ölümü ve Türk Edebiyatında Bir Gezinti – Erendiz Atasü

Erendiz Atasü’den İki Yeni Eser

Edebiyatımızın önemli kadın seslerinden Erendiz Atasü’nün iki yeni eseri Şairin Ölümü ve Türk Edebiyatında Bir Gezinti, Can Yayınları etiketiyle yayımlandı.

Atasü, Şairin Ölümü’nde yer alan öykülerinde aşkı, cinselliği, bağlılığı, evlilikleri, yaşlanmayı ve genç olmayı sorguluyor.

Türk Romanında Bir Gezinti’de ise Atasü’nün son dönemde edebiyat üzerine yazdığı, edebiyatımızın önde gelen yazarlarına farklı açılardan baktığı denemeleri yer alıyor. “Barış ve Edebiyat”, “Şehir ve Yazar” gibi temalara eğilen denemelerin yanı sıra Suat Derviş’ten Leylâ Erbil’e, Sevgi Soysal’dan Pınar Kür’e, Mine Söğüt’ten Şebnem İşigüzel’e, yakın geçmişten ve günümüzden kadın yazarların eserlerine de ışık tutuyor. Yaşar Kemal’i konu alan denemesinde onun destansı romanını, Orhan Kemal’de ise yazarın sosyalist ve hümanist yanını ele alıyor. Bundan başka günümüz edebiyatına, öykü sanatına ve Batı edebiyatından örneklere değindiği yazılarına da yer veriyor.

Biz Güzel Bir Aileyiz – Hakan Güngör

Hakan Güngör’ün Yeşilçam aile filmlerinin bilinmeyen yönlerini, sırlarını ve ayrıntılarını odağına aldığı kitabı Biz Güzel Bir Aileyiz, h2o Kitap etiketiyle yayımlandı.

Güngör’ün bu kitabı Türk sinemasının kültleşmiş aile filmlerinde dedektif titizliğiyle çalıştığının bir göstergesi. Yeşilçam’da çoğu kez aile, filmin kahramanı olur. Bu aile yoksul ama mutludur. Bu filmler her ne kadar eğlence sinemasına hizmet etse de alt yapısında örnek bir aile yapısı öğütler topluma. Sev Kardeşim, Yalancı Yârim, Oh Olsun, Mavi Boncuk, Bizim Aile, Aile Şerefi, Gülen Gözler ve Neşeli Günler’de olduğu gibi. Biz Güzel Bir Aileyiz, filmleri okurunun önüne her yönüyle döküyor ve bir kez daha bu sefer pek çok şeyin farkında olarak izlemesini sağlıyor.

Heidegger’in Nietzsche’si – Sadık Erol / Volkay Ay

Heidegger'in Nietzsche'si

Sadık Erol ve Volkay Ay’ın derlediği; felsefe tarihinin önemli karşılaşmalarından birine odaklanan, Heidegger’in Nietzsche’yi kendi düşüncesine nasıl yerleştirdiği ortaya koyan Heidegger’in Nietzsche’si, Ayrıntı Yayınları etiketiyle yayımlandı.

Sadık Erol Er, Volkan Ay, Feyruze Cılız, Erdem Baykal, Sebahattin Çevikbaş, Metin Topuz, Kurtul Gülenç ve Aşkın İnanç Duru’nun çevirdiği bu kitapta Heidegger, hem Batı metafiziğinin son halkasına cevap vererek onun ulaştığı sınırı gösterir hem de Avrupa nihilizminin yıkıcı etkilerini ortaya koyan Nietzsche’nin kaygısını yüklenerek ona belirli bir mesafeden de olsa eşlik eder.

​Nietzsche, Heidegger’i altüst eden bir filozof ve aynı zamanda nasıl düşünebileceğimizi, düşünmenin ne demek olduğunu öğreten bir öğretmen veya batı düşünce geleneğine sıkışmışlığı ile uzak durulması gereken bir metafizikçi olarak yer edinse de, son kertede aşılması gereken bir dağdır. Bu yüzden Heidegger, Nietzsche’nin dağının zirvesine çıkmak için değil, kendi sarp kayalıklarına yol almak için kökensel olarak Nietzscheci bir yol izlemiştir. Heidegger’in Nietzsche okuması, dar anlamda bir “yorumlama”dan ziyade, bir hesaplaşmadır, iki zirveyi birbirinden ayıran bir körfezin karşı yakasındaki “münzevi ruhlu” dostla yapılan bir diyalog veya tartışmadır. Heidegger, kendi yolunu tıkayan Batı metafiziğinin uçurumunun yanından geçip gitmek için birçok açıdan bu Nietzscheci yolu kullanmışsa da, sonunda adımlarını başka bir noktaya çevirdiğini iddia eder. Ancak gerçekten de düşünce için yeni bir yol çizebilmiş midir?