Okuyacak çok kitap var seçmek zor diyorsanız yeni çıkan kitaplar arasından yaptığımız derlemeye bir göz atabilirsiniz.

ŞEYTAN TOZU – LEO PERUTZ

Perutz’un 1933 tarihli romanı Şeytan Tozu, Almanya’da Nazilerin aynı yıl iktidara gelmesiyle yasaklandı. Halkı histeriye ve isyana sürükleyen bir laboratuvar deneyinin hummalı öyküsü muktedirleri bu denli rahatsız etmişti. Kitlenin manipülasyonu üzerine ustaca yazılmış, 1930’ların başında geçen bu romanda yazar bizi gizemli bir eski dünya atmosferine buyur eder. Girdiği komanın ardından hastanede bilinci yerine gelen Dr. Amberg, Vestfalya’nın hâlâ feodal dönemi yaşayan uzak bir köyünde doktor olarak işe başladığını hatırlar. Hizmetine girdiği Baron von Malchin, Kutsal Roma İmparatorluğu’nu canlandırma düşleri kurmakta, hatta iktidarı devralacak bir veliaht yetiştirmektedir. Baronun Tanrı inancını dünyaya geri getirmek için laboratuvarda çavdar mahmuzundan damıttığı uyuşturucu ise köy halkını felaketin eşiğine getirmiştir. Amberg’in hatırladığı bütün bu olaylar gerçek midir? Yoksa doktorların ileri sürdüğü gibi komadayken gördüğü rüyalardan mı ibarettir?..

Leo Prutz Prag’da bir Yahudi ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Aynı zamanda matematikçi olan Perutz 1901’de Viyana’ya yerleşti ve eğitimini tamamladıktan sonra bir sigorta şirketinde çalışmaya başladı. I. Dünya Savaşı sırasında Avusturya ordusunda görev yaparken, Doğu cephesinde ağır yaralandı ve Viyana’ya döndü. İlk romanı Die Dritte Kugel (Üçüncü Kurşun) 1915’te yayımlandı. Nazilerin 1938 yılında Avusturya’yı ilhak etmesinin ardından Hayfa’ya gitti, daha sonra da Tel-Aviv’e yerleşti. Yazdığı on bir roman Jorge Luis Borges, Italo Calvino, Ian Fleming, Karl Edward Wagner ve Graham Greene gibi yazarların hayranlığını kazandı.

Onu “maceraperest bir Kafka” olarak niteleyen Borges yapıtlarının İspanyolca çevirilerinin Arjantin’de yayımlanmasını destekledi. Yazarın ölümünden sonra Der Marques de Bolibar (1920) adlı romanı Fransa’da 1962 yılından itibaren verilmeye başlanan edebiyat ödülü Prix Nocturne’ün ilkine değer görüldü.

BEYNİNİZ BİR ZAMAN MAKİNESİ – DEAN BUONOMANO

Beyin İyi Çalışan Bir Zaman Makinesi midir?

Sinirbilimci Dean Buonomano’nun hem fizikteki hem de sinirbilimdeki gelişmeleri, hem felsefi hem de bilimsel yönlerden beslenerek gündelik hayattan örneklerle açıkladığı çalışması Beyniniz Bir Zaman Makinesi, Yasin Konyalı’nın çevirisiyle, Timaş Yayınları etiketiyle yayımlandı.

​Buonomano’ya göre beynimiz, şaşırtıcı derecede iyi çalışan bir zaman makinesi. Zamanı sadece algılamıyor, bir yandan da zamanı var ediyor. Hepsinin ötesinde beynimiz, benliğimizi geçmişe ve geleceğe yansıtarak simülasyonlar yaratıyor ve zihinsel zaman yolculuğunu mümkün kılıyor. Buonomano, zamanın beynin bir fonksiyonu mu olduğu ya da doğada serbest halde bulunup bulunmadığından, zamanın beynimiz tarafından nasıl algılandığına kadar sorulması dahi güç birçok soruyu cevaplandırıyor.

ÇOK ÇAĞI – ARZU EYLEM

“İki farklı dünya. Birisi kül tepelerinin ardında, susuz, denizsiz, şiirsiz, aşksız, insansız Beta. Diğeri yemyeşil, gecesiz, kışsız, şiirli, şarkılı, düşlü, renkli Alfa. İki dünyayı buluşturansa gittikçe sönen Güneş.

Beta’yı küle çeviren Elitler nükleer felaketin yaklaştığını anlayınca Alfa gezegenine göç ederek, sayıca kendilerinden çok olan Çirkinleri, Beta’da kaderlerine terk ederler. Yüzyıllar sonra Güneş’in sönmeye yüz tutması iki halkı yeniden buluşturur. Çirkinler Kusursuzlara, Elitler Mutlara dönüşmüştür. Kusursuzlar yapay zekâlarla yaşarken, Mutlar doğayla buluşur ve ilkel komünal yaşama geçer. Evrenin geleceği iki dünyanın sil baştan yazacağı hikâyeye bağlıdır.

Çok Çağı, aşkı yeniden icat etmek için yollara düşen Tamur’un ve atalarının geride bıraktığı çaresizlikle yüzyıllar sonra yüzleşen Mutların hikâyesi.

Çok Çağı, içinde Gılgamış’ı, Nuh Tufanı’nı ve pek çok mitolojik öyküyü saklayan; dünü, bugünü, geleceği saran bir dram. Hem ütopya, hem de distopya. Doğayı, aşkı, şiiri teknolojiye kurban eden insanlığa dair bir bilimkurgu.

Aslında Çok Çağı, Tamur’un evrene sığmayan kocaman yüreğini anlatan tanıdık bir aşk romanı.

BİR ZAMANLAR BİR ÜLKEDE… -MASALLARIN KISA TARİHİ – MARINA WARNER

Masalların Kısa Tarihi

Marina Warner’ın uzun yıllar üzerinde çalıştığı, şiirsel bir anlatımla masalların tarihine sihirli bir ayna tutan çalışması Bir Zamanlar Bir Ülkede… – Masalların Kısa Tarihi, Güven Turan’ın usta çevirisiyle Yapı Kredi Yayınları etiketiyle yayımlandı.

Warner, okuruna masalların hem kuşaklar hem de farklı kültürler arasında akıp giden, esneyip katılaşan, evrilip yeniden kurulan, evcilleşen, kimi zaman kirli emellere alet edilmiş değişimini incelikli bir çalışmayla sunuyor. Kitapta kötü kalpli kraliçe, bizlere kibirle gülümsüyor; hikâye, sandığımızdan daha derin. Develer tellâl, pireler berber iken anlatılmaya başlamış masallar hakkında yapılmış bu çok yönlü araştırmayı okurken beşikte tıngır mıngır sallandığınız günler gelebilir hatırınıza.

Kötü kalpli kraliçeden masum prensese, hain kurttan kırmızı başlıklı kıza, uçan halılar, sihirli anahtarlar, hiçlikten bitenler, uyuyan devler, konuşan hayvanlar, ölüp dirilenlerle örülmüş hikâyeler, çocukluğumuza ve yetişkinliğimize yüzyıllardır sızıp duran masallar…

DÜNYANIN EN BERBAT ÇOCUKLARI – DAVID WALLIAMS

Dünyanın En Berbat Çocukları Geliyor, Kaçın!

David Walliams’ın beş kuduruk oğlanla, beş korkunç kızın hikâyesini eğlenceli bir dille anlattığı kitabı Dünyanın En Berbat Çocukları, Can Çocuk Yayınları etiketiyle yayımlandı.

Dünyanın en berbat çocuklarıyla tanışmaya hazır mısınız? Mesela Salyalı Sam, o kadar çok salyası akıyor ki bu durum bir okul gezisinde başını büyük belaya sokmasına neden oluyor. Ya da Kanepe Karolin. Televizyon izlemeyi öyle seviyor ki sonunda üstünden hiç kalkmadığı kanepeyle bütünleşiyor!

53 dile çevrilen çocuk kitaplarıyla bugüne dek 23 milyonu aşkın okura ulaşan David Walliams’ın bu kitabında on müthiş eğlenceli ve lezzetli öykü, Tony Ross’un illüstrasyonlarıyla renkleniyor.

Lütfen, lütfen, lütfen, binlerce kez lütfen, lütfen ama lütfen
BU KİTABI OKUMAYIN!
Kitabı artık almış bulunduysanız, hemen imha edin.
Eğer kitaba mahalle kütüphanesinde göz atıyorsanız, onu hemen dışarı çıkarın, paramparça edin, üstünde tepinin,
işi sağlama almak için daha da küçük parçalara ayırın ve parçaları yeraltının DERİNLİKLERİNE gömün.
ONDAN BÜSBÜTÜN KURTULMAK İÇİN.”