Okuyacak çok kitap var seçmek zor diyorsanız yeni çıkan kitaplar arasından yaptığımız derlemeye bir göz atabilirsiniz.

KÜLLERİN ANLATTIĞI – CEVAD KARAHASAN

Çağdaş Boşnak edebiyatının usta yazarı Cevad Karahasan’ın, kimi eleştirmenlerce Umberto Eco’nun Gülün Adı’na, Amin Maalouf’un Semerkant’ına akraba sayılan kitabı, Selçuklu’nun ve Ömer Hayyam’ın dünyasını rengârenk tablolaştıran bir anlatı…

Selçuklu İmparatorluğu’nun payitahtı İsfahan’da beklenmedik ve şüpheli bir ölüm gerçekleşir. Ölen, saygın bir adamdır ve Ömer Hayyam’ın dostudur. Büyük bilgin ve şair, ölüm sebebini araştırmaya koyulur, bir yanda da hatıraların ve kederin tefekkürüne dalar. Derken, Selçuklu ülkesinin günü yavaş yavaş kararmaya başlar, tehditler büyür, çöküş ilerler, “savaşlar, kargaşa, hastalık, fakirlik, açlık” kol gezer. “Kütüphanelere ve benzer yerlere ihtiyaç duyulmayan bir zamana” gelinir… Ömer Hayyam, ömrünün son deminde, kendi hayatıyla beraber, Selçuklu’nun parıltısının ve çöküşünün de muhasebesini yapacaktır. Bereketli bir çoğulculukla fanatizm arasındaki çatışmanın muhasebesidir bu aynı zamanda.

“Küllerin Anlattığı, miyoplar ve çekingenler için, gayretkeşler ve kitap kurtları için, öğrenme tutkunları ve gözlük takanlar için dev bir müdafaanamedir…”
Julıa Kospach

BİLİNÇ – DAVİD PAPİNEAU, HOWARD SELİNA

Bilinç nasıl bir şey? Bilinç ile zihin arasında nasıl bir ilişki var? Hayvanların da bilinci olduğunu söyleyebilir miyiz?

Modern bilim atomu parçalamış ve yaşamın gizemini çözmüş olabilir, ama bilinci henüz açıklayabilmiş değil. Bilimciler bu konuyu enine boyuna tartışıyor, önemli fikir ayrılıklarına düşüyorlar. Kuşkucularsa geleneksel bilimsel yaklaşımların bilinci açıklayabileceğini kabul etmeye yanaşmıyor.

Çizgibilim dizisinin bu kitabında, çoğu kişinin genellikle bilimin dayandığı sınır olarak gördüğü bilinç konusuna pek çok açıdan bakılıyor. Zihin ile madde arasındaki ilişki felsefi planda ele alınıyor; sinir mekanizmaları, korteks etkinliği ve kuantum mekaniği yoluyla bilinci açıklamaya yönelik bilimsel kalkışmalar değerlendiriliyor.

Bilinç, konuyla ilgili araştırmaların bugünkü durumuna ışık tutacak kapsamlı bir kılavuz, konuya giriş niteliğinde bir kitap.

HAKİKAT SONRASI – LEE MACINTYRE

Kapitalist Modernite Çağına Karşı Bir Uyarı

Lee McIntyre’nin her şeyin birkaç günde olup bitiverdiği, olguların yerini duyguların aldığı kapitalist modernite çağında, nesnel gerçekleri göz ardı etmenin tehlikelerine karşı bir uyarı niteliğindeki kitabı Hakikat-sonrası, Mehmet Fahrettin Biçici’nin çevirisiyle, Tellekt Yayınları etiketiyle yayımlandı.

Tellekt Yayınları, Can Yayınları bünyesinde fizikten felsefeye, genetikten ekolojiye pek çok alanda dünyada süregiden teorik tartışmaların izini süren eleştirel metinlerin yanı sıra, sosyal ve beşeri bilimler alanında aktüel tartışmaları kültür hayatına kazandırmak üzere kuruldu. İlk kitabı da Hakikat-sonrası oldu.

​Bugünün hakikat-sonrası rejiminde, gündelik siyasetin bir uzantısı haline gelen, yalnızca yorum ve görünümlerin olduğu bir “gösteri toplumu”nun yükselişine tanıklık ediyoruz. Sorular ve cevaplar arasındaki nedensel bağları yitirdiğimiz kapitalist modernite çağında, devlet aklına ve onun otoriter siyasal tahayyüllerine muhtaç olmayan bir karşı duruş geliştirebilmek mümkün müdür? Sosyal adaletin, özgürlüğün ve demokrasinin özüne tehdit oluşturan popülizm ve yalanlarla nasıl baş edebiliriz? Hakikat-sonrası, tüm bu sorulara yanıtlar arayan bir kamusal felsefe kitabı.

KARŞILAŞMALAR/BİR BENJAMIN ROMANI – JAY PARINI

Karşılaşmalar: Bir Benjamin Romanı

Jay Parini’nin kaleme aldığı, Walter Benjamin’in 1940 yılında Nazi Almanya’sının Fransa’yı işgalinin hemen ardından Paris’ten kaçışıyla başlayan ve tutkularıyla tuhaflıklarının peşine düşüp ölümüne varan hikâyesini anlatan Karşılaşmalar – Bir Benjamin Romanı, Kolektif Kitap etiketiyle yayımlandı.

Burcu Halaç’ın çevirisini yaptığı Karşılaşmalar’da felsefe tartışmaları, Nazi işgali, savaş ve kaçış ekseninde ilerleyen, Bertolt Brecht, Gershom Scholem, Hannah Arendt gibi isimler de yer alıyor. Romanda, Benjamin arkadaşları ve ailesi, aşkları ve yalnızlığı, hayatı ve intiharı, gözünden sakındığı elyazması sayfalar vasıtasıyla yeniden ete kemiğe bürünürken hayat hikâyesi de yirminci yüzyılın ortasında dünyayı yakıp yıkan korkunç savaşın güçlü bir metaforuna dönüşüyor.

​“Hiçbir zaman tatmin edemediği Tarih Meleği tarafından öldürülmüştü hiç kuşkusuz. Onu öldüren en bariz şeyse genellikle alaycı bir şekilde tetikte bekleyip en sonunda her zaman sahnede belirerek daha önce gerçekleşmiş olan her şeyin, her çıtkırıldım adım ve irkilmenin, gözün her titreşiminin, kalpten hissedilmiş her çizginin ve rasgele her jestin yazarlığını üstelenen Zaman’dı.”

KATİP BARTLEBY – HERMAN MELVILLE

Çok kısıtlı bir çevrenin tanıdığı adsız sansız bir yazar olarak öldüğünde, Melville ardında bugün klasik romanın başyapıtlarından biri kabul edilen Moby Dick’i ve kült kısa öyküsü Kâtip Bartleby’yi bırakmıştı. 19. yüzyıl New York’unda Wall Street’te, bir avukatın yazıhanesinde kâtip olan genç Bartleby zamanla “yapmamayı tercih etmesi” ve kayıtsızlığıyla patronun nasıl başa çıkacağını bilemediği bir soruna dönüşmüştü.

Konu olduğu metinden bağımsızlaşıp adeta kendi yaşamını sürmeye başlayan, başka edebi eserlere ilham veren, canlı kanlı bir insana dönüşen Bartleby, 20. yüzyıl edebiyatının simge karakterlerinden biri haline geldi. Deleuze’den Derrida’ya Blanchot’dan Negri’ye birçok düşünürün üzerine kalem oynattığı bu çetrefil karakter, çarkın uyumsuz dişlisi yeni okumalara, çözümlemelere konu olmaya devam ediyor.

“Bartleby, ustalığın ya da düşsel imgelemenin uçarılığının ötesindedir; her şeyden önce evrenin gündelik ironilerinden biri olan gerçek faydasızlığı gösteren üzücü ve gerçek bir kitaptır.”

– Jorge Luis Borges