Okuyacak çok kitap var seçmek zor diyorsanız yeni çıkan kitaplar arasından yaptığımız derlemeye bir göz atabilirsiniz.

MAZİSİ OLAN KADIN -F. SCOTT FİTZGERALD

Bütün oğlanların büyümeyi saplantı haline getirmeleri çok eski bir gelenektir. Bunun sebebi, zaman zaman gençliğin kısıtlamaları karşısındaki sabırsızlıklarını kelimelere dökmeleri, buna karşılık, çocuk olmaktan son derece memnun oldukları uzun zamanların kelimelerde değil, eylemde ifade bulmasıdır. BasIl bazen azıcık daha büyük olmak istiyordu, ama çok da değil.

Mazisi Olan Kadın’daki öykülerinde F. Scott Fitzgerald, yakın, ancak bir yandan da çok uzakta kalmış geçmişine yolculuk ediyor. Çocukluk yıllarının haşarılıklarını, arkadaşlara yaranma çabalarını, utançlarını, ilkgençliğin ilk aşklarını ve kurulan gelecek hayallerini Fitzgerald kendine özgü naif ve alaycı bakışıyla resmediyor. Bu öykülerde anlatılan, Basil Duke Lee kadar yazarın da çocukluğu. ikinci kısımdaki beşöyküyse, bu kez JosephIne Perry isimli bir “yüksek sosyete” kızının renkli, eğlenceli ve sancılı gençlik maceralarını anlatıyor.

Fitzgerald, Sevecendir Gece üzerinde çalışırken SaturdayEvening Post dergisine yazdığı bu öyküleri daha sonra bir roman haline getirmeyi istemiş, ancak kısa ömrü sebebiyle bu hayalini gerçekleştirememişti. Çay partileri, geziler ve danslarla geçen bir hayatı, tatlıya bağlanan anlaşmazlıkları ve masum üzüntülerin anlatıldığı Mazisi Olan Kadın, sanatçının genç bir adam olarak nostaljik bir portresi.

“Fitzgerald, karakter ve toplum arasında sosyolojinin ötesinde şairane bir gerçeği görebilmiştir. Tüm kısalığına rağmen bu hikâyeler, Mozart ve Chopin’den kısa parçalar dinlemek kadar keyifli.”

PETER PAN-MODERN KLASİKLER 137 -J. M. BARRİE

1904 yılında Londra’da tiyatro sahnelerinde doğan Peter Pan, daha sonra 1911’de Peter Pan’in yayımlanmasıyla birlikte kitap sayfalarına ve ardından beyaz perdeye taşındı. Okurlarını Londra sokaklarından alıp Hiçbiryer’e götüren J. M. Barrie’nin kahramanı, ebedi bir gençlikle özdeşleştirilir. Büyümek istemeyen bu oğlan çocuğu, küçük okurları için özgürlüğü simgelerken yetişkin okurları için masumiyeti ve çocukluğa olan özlemi yansıtır. Yazar J. M. Barrie, bu dünyayı yaratırken hem Stevenson’ın Define Adası kitabındaki karakter ve olaylardan hem de mitolojiden faydalanmıştır. Nitekim Peter Pan karakteri tanrıların dünyası ile insanların dünyası arasında özgürce seyahat edebilen haberci tanrıHermes ile Hermes’in oğlu ve kırların koruyucu tanrısı olan keçi ayaklıPan gibi pek çok mitolojik figürden izler taşır. Peter Pan’in bitmeyen çocukluğunu, arkadaşlarının ve düşmanlarının başından geçenleri anlatan bu masal, ona inananlar olduğu müddetçe yaşamaya devam edecektir.

TALEBE – TARA WESTOVER

Talebe Yılın en iyi kitabı seçkilerinde.

Guardian, Washington Post, New York Times, Boston Globe, The Economist

2018 Goodreads Okur Ödülü

Tara Westover’ın bir doğum belgesi olmadı. Okul kaydı yoktu çünkü hayatında hiçbir sınıfa ayak basmamıştı. Tıbbi dosyası yoktu çünkü babası tıp biliminden ziyade kıyamete inanıyordu. 

Çocukluğunda Mormon babasının bağnazlığa, erkek kardeşinin  şiddete teslim oluşunu izledi. Ve on altı yaşına geldiğinde Tara kendi kendini eğitmeye karar verdi. Bilgiye duyduğu açlık onu Idaho’nun dağlarından çok uzaklara, okyanusların ötesine, bir kıtadan diğerine, Harvard’dan Cambridge’e taşıdı. Neden sonra aklına şu soru düştü: “Acaba fazla mı uzağa gittim?”, “Eve dönmenin hâlâ bir yolu var mı?”

Çıktığı günden itibaren dünya çapında büyük övgü toplayan, pek çok yayın organı tarafından yılın kitabı seçilen ve şu ana dek 40 dile çevrilen Talebe bir kendini inşa öyküsü. Tara Westover, hiddetli bir sadakatle bağlandığı ailesinin, eğitim sayesinde yaşadığı değişimin ve ayrılık kederinin hikâyesini bizzat kendi hayat hikâyesini büyük yazarlara özgü bir içgörüyle anlatıyor. Yürek burkan ve umut saçan bir hikâye bu.

“Sarsıcı. . . Tara Westover’ın hayat hikâyesi sıra dışı ama kitabın merkezindeki sorular hepimize dair: Sevdiklerimiz için kendimizden ne kadar ödün verebiliriz? Büyüyebilmek için onlara ne kadar ihanet edebiliriz?”

– Vogue

“İlham verici.”

– Bill Gates

“Muhteşem.”

– Stephen Fry

“Olağanüstü.”

– Barack Obama

ÇAĞDAŞ YUNAN ŞİİRİ ANTOLOJİSİ – CEVAT ÇAPAN

İlk olarak 1963’te Yorgo Seferis’le, sonra Odisseus Elitis’le (1979) Nobel Edebiyat Ödülü’ne değer görülen bir şiirdir çağdaş Yunan şiiri. Kavafis’ten Kazancakis’e, Ritsos’tan Gatsos’a 20. yüzyıl dünya şiirine izini bırakmış birbirinden önemli şairleri barındıran bu şiir, Akdenizliliğiyle Türk şiirine de dokunan bir yapıya sahiptir.

Cevat Çapan ilki 1982 yılında yayımlanan ve bu yeni baskısında birçok açıdan genişlettiği Çağdaş Yunan Şiiri Antolojisi’nde 1863 doğumlu Konstantinos Kavafis’ten başlayıp 1955 doğumlu Yannis Varveris’e gelerek 20. yüzyıl Yunan şiirinin en önemli adlarını bir araya getiriyor.

İNSANLIĞI ANCAK SEN KURTARABİLİRSİN – TERRY PRATCHETT

1 kitaplık “Diskdünya” serisinin kült yazarı Sör Terry Pratchett’ın, “Johnny Maxwell” üçlemesinin ilk halkası İnsanlığı Ancak Sen Kurtarabilirsin, Mark Beech’in resimleriyle ve Niran Elçi’nin çevirisiyle Tudem Yayınları tarafından yayımlandı.

Pratchett, bu kitabında savaş ve barış kavramları üstüne düşündürürken, etik değerlerle örülü, çarpıcı bir öykü anlatıyor. İnsanlığın kaderini bir bilgisayar oyununun ellerine düşüren roman, bir yandan güldürüyor, bir yandan da ünlü bilimkurgu filmlerine ve tarihî olgulara atıfta bulunarak okurun bilgi dağarcığını körüklüyor.

​On iki yaşında, “sıradan” bir çocuk olan Johnny Maxwell’in hayatı son zamanlarda çelişkilerle doludur. Bir yandan ailesinin yaşadığı sıkıntılar, diğer yandan her gece televizyonda seyrettiği Körfez Savaşı haberlerinin etkisiyle zihni bir hayli karışıktır. Tüm bu sıkıcı olaylara rağmen, hayatını renklendiren tek şeyse bilgisayar oyunlarıdır. Günlerden bir gün Johnny’nin eline “İnsanlığı Ancak Sen Kurtarabilirsin” adlı yeni bir bilgisayar oyunu ulaşır ve olanlar olur. Çünkü oyundaki uzaylılar, Johnny ile iletişim kurmaya çalışmakta, hatta ondan yardım istemektedir! Peki, her oyunda yok edilmeye programlı bir uzaylı filosu nasıl olur da bir anda teslim olmaya karar vermiştir? Yoksa artık savaşmayı bir kenara bırakıp konuşmanın, iletişim kurmanın, barışmanın zamanı mıdır?