Okuyacak çok kitap var seçmek zor diyorsanız yeni çıkan kitaplar arasından yaptığımız derlemeye bir göz atabilirsiniz.

MIDWICH’İN GUGUK KUŞLARI – JOHN WYNDHAM

Bilinmeyene karşı duyulan korku ruhu kemirince…

Krizalitler, Chocky, Triffidlerin Günü gibi, bilimkurgu edebiyatının kilometre taşı yapıtlarına imza atan, çağının çok ötesindeki kalemiyle fark yaratan kült yazar John Wyndham’dan, ilk sayfalarından okurun zihnini kıskaca alan bir eser daha: Midwich’in Guguk Kuşları.

60 yıllık mazisine rağmen güncelliğinden hiçbir şey yitirmeyen bu tedirgin edici roman, kendisinden daha üstün bir yaratımla karşılaşan insanın vereceği tepkiyi ve yaşayacağı korkuyu, etkileyici bir üslup ve kurguyla günümüze taşıyor.

Cezbedici hikâyesiyle iki kez beyazperdeye de uyarlanan Midwich’in Guguk Kuşları; kendi hâlinde yüzyıllardır uyuklayan önemsiz bir köyün yolunu tutarak, sakinlerinin başından geçen tekinsiz olayları gün yüzüne çıkarıyor.

Gözlerden ırak küçük bir İngiliz köyü olan Midwich, bir gün ansızın ve topluca uyuyakalır. Derin uykudan uyandıklarında köy sakinlerinin karşılaştığı manzara, başlangıçta pek şaşırtıcı gelmese de kısa süre sonra işin rengi değişir. Köydeki tüm doğurgan kadınlar hamiledir. Doğan çocuklar ise birbirinden tuhaf, birbirinden ürkütücü, birbirinden yetenekli ve birbirinin neredeyse aynısıdır. Peki, bu çocukların dünyaya gelme sebeplerinin ardından yatan gizem nedir? Soğuk Savaş’ın ürünü, yeni bir tür silah mıdır onlar? Evrimin ve doğanın insanlara bir oyunu mudur? Yoksa daha fenası, dünyadışı canlıların asalak guguk kuşu yumurtaları mıdır?

Hissettirdiği endişe duygusuyla, okurun ruhuna usul usul korku salan Midwich’in Guguk Kuşları, derinlikli hikâyesinin satır aralarında, kasaba ahlakından dünya siyasetine kadar pek çok konuyu sorgulayarak, güncelliğini kaybetmeyen çıkarımlarda bulunuyor.

“Hayatta kalma içgüdüsü, merhametten daha güçlüdür…”

YÜREĞİM DAĞLARDADIR – WILLIAM SAROYAN

William Saroyan’ın 1938’de kaleme aldığı ve aynı yıl Broadway’de sahnelenen Yüreğim Dağlardadır adlı eseri, Ece Eroğlu’nun çevirisiyle Aras Yayıncılık etiketiyle yayımlandı.

1914 yılının Fresno’sunda, aç bir şairle oğlunun, yolunu kaybetmiş, kendini dünyadan kopmuş gibi hisseden Mac Gregor adında ihtiyar bir Shakespeare aktörüyle karşılaşmasını konu alan bu tek perdelik metin, Saroyan’ın birçok öyküsü gibi, gerçeküstücü bulunmuştu. Birçok eleştirmen oyunu, dönemin daha geleneksel ve gerçekçi metinleriyle karşılaştırarak deneysel bulmuş ve bu sebeple derinlemesine bir okumasını yapmaktan çekinmiş, ancak bir taraftan alkışlamaktan da geri durmamıştı.

​Bu ilk oyunun başarısıyla birlikte Broadway’in kapıları kendisine tamamen açılırken, Saroyan yeni Amerikan tiyatrosunun çığır açan ismi oluveriyor. Saroyan, hikâyenin merkezinde memleketine uzak düşmüş, Ermeni bir aileyle yüreği İskoçya’nın dağlarında kalmış Mac Gregor üzerinden yabancılık, gurbet, özlem, aidiyet gibi konuları işliyor, bunlar üzerine düşündürmekle kalmayıp, sadece yüreğin bildiği bir yere karşı duyulan özlemin de su yüzüne çıkmasına sebep oluyor. 

KANAYAK – GAMZE ARSLAN

“Buradayız! Size çiçek isimleri sayıp, romantizmi, oradan aşkı, oradan bağrı yanık yanık sızlatan sevdayı, hadi hiç olmadı belki sevgiyi anlatmak için değil! Hayır!

Size burada çiçekleri de hayvanları da anlatmayacağız. Görülmemiş bir çiçek açmadan bahsedeceğiz. Güzel bir ad seçtik bizce. ‘Görülmemiş bir çiçek açma.’”

Zorlu ana kız ilişkisi; kadın olmak; yakıcı tutkular; sahibine de tarihe de sahip çıkan giysiler; işçilerin hakkını kollayan fabrikalar; kimsenin uğramadığı kasabalarda yaşananlar ve sokaklarında hakkını arayan uzuvların gezindiği büyükşehirler… Toprak altında yatanlardan, rüyada yankılananlardan ve otopsi masasındaki artıklardan yola çıkıp yeniden kurgulanan hayatlar bunlar… Ölüleri öldürmeyen, cansıza ses veren, etin, kemiğin, kanın, toprağın ve düşün diliyle direnmeye, isyana ve özgürleşmeye çağıran öyküler.

İlk öykü derlemesiÇerçialan’la2016 Yaşar Nabi Nayır Öykü Ödülü’ne layık görülen Gamze Arslan yine şaşırtıcı ve özgün bir öykü kitabıyla okurların karşısına çıkıyor.Kanayakduru bir dil ve alabildiğine yaratıcı bir kurguyla kırsaldan büyükşehirlere geniş bir coğrafyayı kat ederek en acımasız gerçeklere tercüman oluyor.

BEYAZ EV – PELİN ÖZER

Pelin Özer’den romandan şiire, anlatıdan hikâyeye tüm türleri kapsayan bir “söz büyüsü” Beyaz Ev.

Bütün evi kendi ezgisiyle anlattığı kitabında, ahşabın tene ne kadar yakın olduğunu dile getiriyor Pelin Özer.

Kıvrılıp dönen basamakları arasında yürürken, Beyaz Ev’de, hayal ve gerçeğin aslında aynı şey olduğunu göreceksiniz…

SOPHIE’NİN SEÇİMİ – WILLIAM STYRON

Neredeyse yarım asırdır dünya edebiyatının ustaları arasında sayılan William Styron’ın tüm eserleri Doğan Kitap etiketiyle Türkçe’de yayımlanmaya başladı. İlk kitap Styron’ın başyapıtı Sophie’nin Seçimi oldu.

Çağımız Amerikan edebiyatının ustalarından kabul edilen William Styron, 2. Dünya Savaşı sonrası yazarlar kuşağı içinde zorlu tarihsel ve ahlaki meseleleri ele alışıyla tanınan bir isim. Amerika’nın Güney eyaletlerinde doğup büyüyen yazar ele aldığı konular kadar yazma biçimiyle de Hemingway ve Faulkner’ın mirasçısı kabul edildi, aralarında James Jones, Gore Vidal, Norman Mailer gibi isimlerin olduğu kendi kuşağının en önemli yaratıcılarından biri olarak isim yaptı.

​Styron’ın en önemli eserlerinin başında gösterilen Sophie’nin Seçimi ise 1979’da yayımlandı. Eser, Polonyalı Sophie’nin Nazi kampındayken yapmak zorunda kaldığı bir seçim ve bu seçimin ağır yükünü anlatıyor. Yayınlandığı tarihte en çok satanlar listesinin zirvesine yerleşen kitap, aynı yıl beyazperdeye uyarlanmakla kalmayıp, Sophie rolündeki Meryl Streep’e de Akademi Ödülü’nü kazandırdı. Kurgu olmasına rağmen insan doğası, irade, iyilik ve merhamet gibi kavramlara getirdiği özgün bakış ve gerçekçi anlatımıyla Amerikan edebiyatının en önemli eserlerinden biri unvanını aldı. Günümüzde de güncelliğini koruyan roman, hem dünya tarihinin hem de insanın saklı zaaflarının sınırlarında gezinirken bıçak sırtı bir durumu oldukça çarpıcı şekilde dile getirmesiyle üzerine çok söz söylenecek bir başyapıta dönüştü.