Okuyacak çok kitap var seçmek zor diyorsanız yeni çıkan kitaplar arasından yaptığımız derlemeye bir göz atabilirsiniz.

LEFTER KÜÇÜKANDONYADİS: EFSANELER ÖLMEZ – MURAT DURAL

murat dural lefter ile ilgili görsel sonucu

“Fenerbahçe formasını sırtımda değil, başımda taşıdım.” 
Türk futbolunun efsane ismi Lefter Küçünandonyadis 22 Aralık 1925’te Büyükada’da doğdu. Lefter’in asıl ismi olan Eleftherios Rumcada “Özgür” demekti. Futbola çoraplar ve gazetelerle yaptığı toplarla, abisinden dayağı yiyeceğini bile bile kaçırdığı meşin yuvarlakla başladı. Ömrünün büyük bir kısmını Fenerbahçe ve Milli Takım için ter dökerek geçirdi.
Peki neydi Lefter’i efsane yapan? Hangi koşullarda futbol oynadı?
Fenerbahçe onun için ne demekti?
Türk futbol tarihinde ismi altın harflerle yazılan bu efsane oyuncunun yaşam öyküsünü Murat S. Dural’ın ağzından okuyama hazır mısınız?

DÜZEN ADAMI – ALBERTO MORAVIA

Kurala Uyma İradesi: “Düzen Adamı”

Alberto Moravia’nın takıntı derecesindeki normallik arzusunu bir dürtü olarak tarif ettiği romanı Düzen Adamı, Leyla Tonguç Basmacı tarafından dilimize çevrilerek, Kolektif Kitap etiketiyle yayımlandı.

20. yüzyıl İtalyan edebiyatının önemli isimlerinden Moravia, kitabında çocukluğundan itibaren normalliğin peşine düşen Marcello’nun hayatı ekseninde toplumsal alışkanlıkların ikiyüzlülüğünü ortaya koyuyor.

“Marcello farklı farklı nesnelerle ilgili şiddetli arzuların sürekli saldırısına uğrardı: silgili bir kurşunkalem, resimli bir kitap, bir sapan, bir cetvel, taşınabilir kauçuk bir mürekkep hokkası… En ufak şey dahi ruhunda önce yoğun, makul olmayan bir arzu uyandırır, Marcello o şeye sahip olunca da arzunun yerini şaşkın, büyülenmiş, doymak bilmez bir memnuniyet alırdı.”

Görsel: Bernardo Bertolucci’nin 1970’te Moravia’nın aynı adlı romanından uyarladığı “The Conformist”ten Jean-Louis Trintignant.  Kaynak: Paramount Films of Italy, via The Everett Collection

NOS, KİRPİ VE SARI – SERPİL İNCEER

Çocuklar Hislerle Nasıl Başa Çıkabilir?

Yazar Sepin İnceer’in hissettikleri duygularla ne yapacağını bilemeyen çocuklara rehber niteliğindeki kitabı Noa, Kirpi ve Sarı, abm Yayınevi tarafından yayımlandı.

​Korktuğunuz ya da hissetmek istemediğiniz şeyle nasıl arkadaş olabilirsiniz? Üzgün hissettiğiniz ve bu üzüntüden kurtulmak istediğiniz zamanlarda ne yapabilirsiniz? Ebevynler, çocuklarıyla beraber Noa’nın hikâyesini okuyabilir ve keşfedebilirler. Kitap, çocuklara korku ve acı gibi hislerle nasıl baş edecekleri konusunda yol gösteriyor. Noa, Kirpi ve Sarı, Eline Snel’in Mindfulness Akademisi’nin (Academy for Mindful Teaching) Türkiye Ortağı, Koordinatörü ve aynı zamanda uluslararası eğitmen takımında yer alan, çocuklar ve yetişkinler için mindfulness eğitimleri veren Sepin İnceer’in kaleminden çıktı ve Sezen Aksu Taşyürek’in görsel dünyasıyla zenginleşti.

YENİ PARİS’İN SON GÜNLERİ – CHINA MIEVILLE

Sanatın her alanında geniş yankılar uyandırmış, insanlığın gerçekliğe dönük bakışını ve algısını değiştirmiş, Dali’nin “eriyip gitmiş saat” çizimlerinden Breton’un “büyük çizgileriyle tanınan umutsuzluk” şiirlerine büyük bir akım: Sürrealizm.

Toplumun her alanında büyük yankılar uyandırmış, korkunç yıkımlara yol açıp gerçekliğimizi darmadağın etmiş, bu arada “faşizm” belasını da insanlığın başına bela etmiş, yakın tarihin en korkunç olayı: İkinci Dünya Savaşı.

“Tuhaf kurgu”nun ustası China Miéville, ikisini bir araya getiriyor!

İkinci Dünya Savaşı yıllarında, Paris’te. Eski Paris’te ve “yeni”sinde!

Gerçeküstücülerin resimlerinden, şiirlerinden ve manifestolarından fırlamış “manif”ler dolaşıyor şehirde. Gerçeklikle ilgili algımızı dönüştüren o çizgi ve sözcüklerden “tezahür eden” varlıklar…

“Muhteşem ceset” en başta, pek çok “manif” var şimdi aramızda. Yeraltı mücadelesi sürdüren militanlar gibi, Direniş (Rezistans) hareketinin birer parçası onlar da.

Faşizme karşı direnişin, Fransa’daki “rezistans hareketi”nin romanı Yeni Paris’in Son Günleri. Direniş içerisindeki sürrealistlerin. Resimlerle, şiirlerle, romanlarla, sözcüklerle, “manif”lerle direnenlerin…

“Tuhaf kurgu”nun ustasından, bir solukta okumalık!

MARX’IN ORKESTRASI – (Der.) ÖZAY GÖZTEPE

Marx, bir ad-oluştan fazlasıdır, şimdi sadece bir teorik metinler dizisinin yazarı olarak görünse de, büyük bir kavganın, dünyayı değiştirmek üzere harekete geçmiş makinenin parçası, bu parçaları eşsiz bir biçimde bir araya getirerek yaşadığı zaman içinde tarihsel dönüşümün siyasi imkânları için hareket etmekten kaçınmamış biridir. Hem kendisidir hem de onun adıyla anılan bir mücadeleye emek vermiş başkalarıdır. Tekil bir adı, bir çoğullukla (orkestra) birlikte düşünmeye çağıran başlık -MARX’IN ORKESTRASI- henüz okumaya başlamadan sınıf mücadelesini, farklı seslerden, araçlardan oluşan bir kolektiflik olarak gördüğünü söylemektedir bize.

Birbirinden farklı on yazar tarafından kaleme alınmış makalelerin her biri, seçtiği özneyi kendi mekânsallığı ve tarihselliği içinde biçimlerken, kesişen yolların da bir haritasını çizer. Hepsini okuyup bitirdiğimizde ise bu çoğul mekânlı sahnelerin devrimci mücadelenin eş-zamansallığıyla birleştiğini görürüz. İrlanda’nın özgürlük mücadelesi, ingiltere’deki işçi hareketleri, Almanya’da, Fransa’da yükselen toplumsal hareketler ve arka fonda başka ülkelerin silüeti. Merkezde ise zorunlu yer değiştirmelerle çok sayıda insanla temas halinde olan ve farklı mekânlarda vuku bulan hareketlere fiziksel ya da düşünsel-bir biçimde- dâhil olan Marx ve Engels durur.