Okuyacak çok kitap var seçmek zor diyorsanız yeni çıkan kitaplar arasından yaptığımız derlemeye bir göz atabilirsiniz.

DOST – SIGRIZ NUNEZ

Dost

Harika bir kitap… Ölüm, yas, sanat ve aşka dair sayısız içgörüyle dolu.

– Wall Street Journal

Bütün evin köpek kokuyor, diyor ziyarete gelen birisi. İcabına bakacağımı söylüyorum. Bunu da o kişiyi bir daha asla davet etmeyerek yapıyorum.

Romanın isimsiz kadın anlatıcısı, aynı zamanda hocası da olan en samimi erkek arkadaşının beklenmedik bir şekilde intihar etmesiyle acılı bir yas sürecine girer ve arkadaşının kısa süre önce sahiplendiği Danua cinsi yaşlı köpeğini de evine almak zorunda kalır. Üstelik kirada oturduğu dairede  sözleşme gereği köpek bakamayacağını yıllar önce kabul etmiştir. İşte, birlikte yas tutarken birbirini tanımaya da çalışan bu iki canlının öyküsüdür Dost. 

Genelde hayvan insan, özeldeyse köpek-insan ilişkilerini ele alan, bu ilişkilerin edebiyat ve kültürdeki temsillerini, yazarlığa ve edebiyat camiasına içkin çatışmalarla bir arada irdeleyen roman, yazarına ABD’de 2018 Ulusal Kitap Ödülü’nü kazandırdığından beri yayınlandığı tüm ülkelerde büyük beğeni kazandı ve kazanmaya da devam ediyor.

Büyüleyici… Romanın komedisi kendi kendini yazıyor adeta… Ne var ki kederli ve yankılı bir sesi var… Cümlelerinin canlılığı zaman zaman bana Rachel Cusk’ı hatırlattı.

– The New York Times

Buruk ve dokunaklı bir roman olan Dost hem bir aşk hikayesi, hem bir delilik öyküsü, hem de bir iyileşme anlatısı.

– Vanity Fair

Düşünce yüklü olduğu kadar eğlenceli de bir roman olan Dost, arkadaşlık, iyileşme ve insanlarla köpekler arasındaki bağlar üzerine zarif bir anlatı.

– Buzzfeed

Bu romanın herhangi bir yerinde, aşk ve şefkati yas duygusundan ayırmak imkânsız… Dost, sonunda insanın kalp atışlarını yavaşlatan o nadir romanlardan biri.

– Los Angeles Review of Books

Sürükleyici… Bu zarif roman hem güçlü hatıraları hem de gündelik hayatı irdelerken, geçmişin özellikle yas ve keder esnasında çoğu zaman bugünden daha canlı oluşunu yansıtıyor. 

EMILY’YE BİR GÜL/SEÇME ÖYKÜLER – WILLIAM FAULKNER

Emily'ye Bir Gül

Yirminci yüzyıl dünya edebiyatının tartışmasız en büyük yaratıcılarından biri olan Faulkner’dan, her biri roman derinliğinde, akıldan çıkmayacak öyküler.

William Faulkner, Amerikan Güneyi’ni romanlarında destanlaştırmakla kalmadı, yarattığı zengin dünyaya öyküleriyle yeni halkalar ekledi. Elinizdeki seçki, “Emily’ye Bir Gül”, “Ambar Kundakçısı” ve “O Akşam Güneşi” gibi en ünlülerinin de yer aldığı on yedi Faulkner öyküsünü bir araya getiriyor. Aralarında edebiyatımızın usta isimlerinin de bulunduğu, farklı kuşaklara mensup çevirmenlerin elinden çıkan bu çeviriler, Faulkner’ın romancılığına oranla gölgede kalmış öykücü yanını ortaya çıkarmalarının yanı sıra, bu büyük yazarın Türkçede ne kadar uzun zamandır ağırlandığının da kanıtı niteliğinde.

Ben başarısız bir şairim. Belki her romancı önce şiir yazmak ister, yazamadığını anlayınca da şiirden sonra en zor tür olan öyküyü dener. Ancak onda da başarısız olduktan sonra roman yazmaya başlar.
William Faulkner

Faulkner’dan başka hiç kimse yazıya yüreğinden ve ruhundan bu kadar çok şey katmamıştır.
Eudora Welty

ARZU SAPAĞINDA İNECEK VAR – NAZLI ERAY

Arzu Sapağında İnecek Var

Fantastik Edebiyatın kraliçesi

Nazlı Eray’dan kült, türünün uç örneği bir roman…

“Günümüzde fantastiğin en su katılmamış örneği herhalde Nazlı Eray’ın Arzu Sapağında İnecek Var romanıdır. Yazarın, Fouché ile Eray’ı Kraliçe Antoinette ile Mehmet’i dans ettirmekteki amacı okuru şaşırtmak, güldürmek, sarsmaktır. Bir tür şok yaratmaktır onda. Eray’ın yöntemi fotomontaj tekniğini anımsatıyor insana. Olmayacak kişileri olmayacak yerlerde bir araya getirerek, buluşturarak, öpüştürerek okuru eğlendirme yöntemi.

Nazlı Eray 2020 yılının New York’una götürüyor bizi. Burada etten yapılmış, gerçek insandan ayırt edilemeyecek robotlar vardır. Eray’ın arkadaş olduğu ve flört ettiği Alain Delon modeli güzel robot bunlardandır. Teknolojinin gelişmiş olduğu bu 2020 yılında televizyon ekranlarında istediğiniz kişinin bilincini, düşlerini seyredebilirsiniz.

Romanın son kısmında türlerle ilgili ilginç bir oyuna girişir yazar. Bilimkurgunun zamanda ve mekânda yolculuk temalarını kullanarak sürdürdüğü öyküsünün bitimine yakın, doğaüstü varlıkların ve olayların nitelendirdiği ayrı bir masal dünyası ekler öyküsüne.

Eray sadece ayrı dünyaları ve ayrı çağlardan insanları bir araya getirmiyor, aynı zamanda çağımızın anlatı türlerinden bilimkurgu ile geçmiş yüzyılların anlatı türlerinden masalı, fantastik bir bağlamda bir arada yoğuruyor.”

Berna Moran

PARVA NATURALİA-DOĞA ÜZERİNE KISA YAZILAR – ARİSTOTELES

Aristoteles, Antikçağ felsefesinin en önde gelen filozofudur. Benzer düzeyde bir felsefeye İlkçağda sadece Platon’un erişebildiği kabul edilir. Antikçağa damgasını vurmuş olan Aristoteles, pek çoklarına göre tüm çağların en büyük birkaç filozofundan biridir. Bilim ve felsefede onun başarmış olduklarıyla rekabet etme ümidi besleyebilen insan sayısının bir elin parmaklarını geçmediği hemen herkes tarafından kabul edilir.

Aristoteles, mantık, doğabilimleri, metafizik, psikoloji, etik ve siyaset felsefesi gibi pek çok alanda eser vermiştir. Aristoteles külliyatı olarak geçen, özgün haliyle Grekçe 1462 sayfadan oluşan eserler bütünü, derslerinin, kendisi ya da öğrencileri tarafından tutulmuş notlarından oluşur.

Algı, hafıza, uyku, rüyalar, gençlik ve yaşlılık, solunum, yaşamın kısalığı ve uzunluğu gibi doğa bilimlerine ait bazı kısa yazılardan oluşan ve Aristoteles’in bireysel gözlemleri ve mantık yasalarıyla sistematik bir biçimde açıklamalar yaptığı Parva Naturalia, Antikçağ dünyasında bu konulara bakış getiren ilk temel kaynak niteliğindedir. 

KADIN VE SOSYALİZM – AUGUST BEBEL
Alman Sosyal Demokrat Partisi’nin kurucularından ve Avrupa’da sosyalist hareketin 19. yüzyıl sonu, 20. yüzyıl başındaki atılımının önemli isimlerinden August Bebel’in başyapıtıdır Kadın ve Sosyalizm.

Marx ve Engels’in takipçileri arasından bir yazar ve siyasetçinin “kadın sorunu”na dair ilk kapsamlı çalışması olarak öne çıkan yapıt, pek çok dile çevrilerek dünyaya yayılan klasik bir esere dönüşmüştür. İşte, Türkiye’de toplumcu düşüncenin, aydın hareketinin ve örgütlü mücadelenin önemli figürlerinden Sabiha Sertel’in, ABD’de sosyoloji öğrenimi görürken hocasının önerisiyle okuduğu ve derinden etkilenerek daha 1935’te Türkçeye kazandırdığı yapıt budur.

Elbette bugünden bakıldığında, Bebel’in kimi yaklaşımlarının günümüz ilişkilerini açıklamakta yetersiz kaldığı ve aşıldığı söylenebilir. Ancak bu durum, metnin ve Sertel’in çevirisinin tarihî birer belge olmasına engel değildir.

Ayrıca Kadın ve Sosyalizm, yalnızca başlığının birinci kısmı, yani “kadın” meselesi çerçevesinde değil, “sosyalizm” meselesi çerçevesinde de çok tartışılan, değerli bir çalışmadır. “Sosyalizm tasavvuru” açısından bakıldığında, Marx ve Engels’in Gotha ve Erfurt Programları Üzerine’de yer alan kısacık tasvirlerinin ardından, somut yanıtlar oluşturmaya çalışan ilk metindir.

Bebel, “Eğitim nasıl dönüşecek, tarım ve sanayi nasıl gelişecek, çalışma koşullarında neler yaşanacak, bireyler kültür hayatına nasıl katılacak?” vb. onlarca soruyu, hem “kadın meselesi” bağlamında hem de “geleceğin toplumu” açısından ayrıntılı biçimde ele alıp bugüne de uzanan benzersiz bir yapıta imza atarken, Sabiha Sertel de bu tartışmaları daha 1935’te Türkiye’ye taşıyarak tarihî önemde bir işe kalkışmıştır.

Bu onurlu tarihi, okurlarımıza yeniden sunuyoruz.