Günün Film Önerisi: “Pather Panchali”

Günün filmi 1950’lerden gelen, döneminde büyük yankı uyandırmış bir Hint filmi: Pather Panjhali

Yönetmen koltuğunda efsaneler arasında yerine almış Satyajit Ray’in oturduğu film Türkiye’de Yol Türküsü adıyla biliniyor. Tamamen amatör oyuncularla ve deneyimsiz bir teknik ekiple çekilen ve 3.000 dolar gibi düşük bir bütçeyle tamamlanan Pather Panchali, Satyajit Ray’in Apu Üçlemesi’ni oluşturan filmlerinin (Aparajito, Apur Sansar) ilki.

Yönetmen-senaryo yazarı: Satyajit Ray

Oyuncular: Bubir Bannerjee, Kanu Bannerjee, Uma Das Gupta, Chunibala Devi

Filmin konusu:

Film 1920’li yıllarda Hindistan’ın Batı Bengal bölgesinde Nishchindipur köyünde yaşayan fakir bir aile hakkındadır. Nesillerdir bu köyde yaşayan ailenin reisi Harihar (Kanu Bannerjee) beceriksiz, kaderci ve hayalperest bir adamdır. Toprak sahiplerinin ufak tefek işlerine koşan, dini törenlerde de dualar ederek kıt kanaat ailesini geçindirmeye çalışan eski bir Budist rahibidir. Sürekli olarak gezginci tiyatrolar için piyesler ve şiirler yazma hayalleri kurar. Eğitimli olmakla öğünür ama bu karınlarını doyurmaya yetmemektedir. Gamsızdır, ölen kardeşinin borçlarını ödeyebilmek için atadan kalmış meyve bahçelerini bile komşularına bırakmıştır ancak bunun için pek tasalanmaz.

Kocasının aksine becerikli ve otoriter bir kadın olan karısı Sarbojaya (Karuna Bannerjee) ondan çok daha gerçekçidir. Evi çekip çeviren de odur. Evin iki çocuğu Durga (Uma Das Gupta) ve Apu (Subir Bannerjee)’nun sorumluluğu onun üzerindedir. Evde bir de iki büklüm yürüyen, dişleri dökülmüş ihtiyar halaları Indir Thakrun (Chunibala Devi) vardır. Sarbojaya, Indir halayı çocuklarından Durga’yı şımartmak ve onu komşuların bahçesinden meyve çalmaya teşvik etmekle, bir de mutfaktan sürekli yiyecek aşırmakla suçlar. Indir hala ara sıra bu konuda biraz aşırıya kaçtığında Sarbojaya’nın öfkesinden uzaklaşmak için yegane eşyaları olan su çanağını ve üzerinde oturduğu hasır örtüsünü yanına alarak, senli benli olduğu başka bir akrabasının evine sığınır. Bazı zamanlar Sarbojaya tarafından açık açık kovulduğu da olur.

Durga cana yakın, güzel ve hayat dolu bir kız çocuğudur. Komşunun bahçesinden (bir zamanlar kendilerine ait olan bahçe) çaldığı meyveleri ihtiyar halasıyla paylaşmaktan ve onunla vakit geçirmekten çok mutludur. Zaten kendisini ailede en çok halasına yakın hisseder. Mahallelerinden sıklıkla geçen seyyar tatlıcıdan bir şeyler satın alacak paraları bile yoktur, ama satıcının peşinden mahalle mahalle giderler ve başka çocukların yaptıkları alışverişleri seyrederler. Durga mahallenin ‘fakir kızı’ olarak aşağılanmaktan hoşlanmaz ama buna katlanmak durumundadır. Mahalledeki kızlardan birinin süslü kolyesini çalarak saklar. Sorulduğunda bunu inkar edecektir. Kolyesi çalınan kızın annesi evlerine hesap sormaya gelince Durga kendi annesinden sıkı bir dayak yer.

Durga’nın erkek kardeşi yeni yetme Apu ise her şeyi gözlemlemekle yetinir. İki kardeş bir yandan iç parçalayan bir yoksulluğu ve çaresizliği aileleriyle birlikte iliklerine kadar yaşarlarken, diğer yandan da çocukluklarını keyifle ve doyasıya yaşarlar. Çevrelerindeki ormanlar onların oyun alanıdır. Evlerinden biraz uzaklaştıklarında hayatlarında ilk kez buharlı bir tren görürler ve büyülenirler. Dönüşte ormanda Indir halanın ölüsünü bulurlar, oturur vaziyette kalbi durmuştur bu çok yaşlı kadının. Yaşadıkları her acı deneyim onları biraz daha olgunlaştırır.

Artık kendi köyünde iş bulmakta zorlanan baba Harihar gurbete para kazanmaya gider. Onun yokluğunda aile daha da derin bir yoksulluğa gömülür. Sarbojaya evin bazı eşyalarını satarak idare etmeye çalışır. Sonunda Muson mevsimi de gelmiştir, hiç dinmeyen fırtına ve yağmurlar Durga’yı hastalandırır. Tıbbi yardım almak aile için ulaşılması imkânsız bir lükstür. Evleri fırtınada temellerinden sarsılırken Durga yüksek ateşten ölür. Baba Harihar sonunda eve döndüğünde kaybettiklerinin kazandıklarından çok daha fazla olduğunu acı içinde görür. Ailecek eşyalarını toparlayıp kente göçmeye ve orada yeni bir hayata başlamaya karar verirler. Bir kağnı arabasına sığan eşyalarıyla kente doğru yol alırlarken film sona erer. (wikipedia)

What's your reaction?

tr_TRTurkish