Sezonun iddialı filmlerinden The Post’la yeniden gündeme gelen gazeteciliği merkezine alan filmler, söz konusu meslekte her dönem yaşanan zorlukları da göz önüne seriyor.

Aşağıda 5 gazetecilik filmini listeledik. İyi seyirler…

1 – The Post

Amerika’nın en eski sinema kuruluşlarından National Board of Review, 2017’nin en iyilerini seçerken yönetmenliğini Steven Spielberg’in yaptığı The Post, En İyi Film Ödülü’nü kazandı. Başrollerdeki Meryl Streep ve Tom Hanks de en iyi erkek ve kadın oyuncu dallarında kazanan isimler oldu. 12 Ocak 2018’de gösterime girecek film 1971’de Pentagon belgelerinin basına sızdırılması sonrası yaşanan süreci konu alıyor.

2 – Başkanın Bütün Adamları (All The President’s Men)

4 Oscar’lı filmin merkezindeki gazetecileri Dustin Hoffman ve Robert Redford canlandırıyor. Alan J. Pakula’nın filmi, aradan geçen yıllara rağmen gücünü fazlasıyla koruyor. Medyanın gücünü olumlu yönde kullandığında nelere kadir olduğunu gösteren çarpıcı bir yapım.

Başkan Nixon, Amerikan tarihinde istifaya zorlanmış ilk ve -şimdilik- tek başkandır. Her şey, Washington Post gazetesi muhabiri iki gözüpek gazetecinin, Carl Bernstein ve Bob Woodward’ın, bir dedektif kalitesinde yaptıkları takip sonucu tarihe Watergate Skandalı olarak geçecek vaka ortaya çıkar: 17 Haziran 1972 günü, Nixon’ın mensubu olduğu Cumhuriyetçi Parti’den bir kaç kişi, seçimi kazanması muhtemel olan Demokratların merkezine sızıp dinleme cihazı yerleştirmiştir. İki gazetecinin yakın takibi, olayın sorumlusunun, Cumhuriyetçi Parti’nin en tepesinde bulunduğunu gözler önüne serer.

3 – Ateş Altında (Under Fire)

Yönetmenliğini Roger Spottiswoode’ın yaptığı filmde Gene Hackman, Ed Harris ve Nick Nolte gibi isimler rol aldı.

Film, Nikaragua’da Sandinistalar tarafından yapılan devrim sürecini süreci yerinde yaşayan gazetecilerin durumlarını, devrime tavır alan karşı güçlerin tutumlarını çok içeriden ve bir haber kamerasından izleniyormuş gibi anlatırken, olayın bütün unsurlarının duygularını da ortaya koyuyor…

4 – Elçiyi Öldür ( Kill The Messenger)

Nick Schou’nun “Kill the Messenger: How the CIA’s Crack-Cocaine Controversy Destroyed Journalist Gary Webb adlı kitabında beyazperdeye aktarılan filmin yönetmenliğini ise, ağırlıklı olarak televizyon piyasasına yönelik işlerle adını duyuran Michael Cuesta üstleniyor.

San Jose Mercury muhabiri Gary Webb’in gerçek hayat öyküsünden yola çıkılan öyküde, Nikarugua’daki isyancılar ve California merkezli uyuşturucu ithalatıyla ilgili olarak CIA ile kurduğu sıkı ilişki sayesinde uyuşturucu trafiğini ifşa eden gazetecinin diken üzerindeki hayatı aktarılıyor.

5 – Spotlight

Başrollerini Mark Ruffalo, Michael Keaton, Rachel McAdams, Liev Schreiber, John Slattery, Stanley Tucci, Brian d’Arcy James ve Billy Crudup’ın paylaştığı filmi Tom McCarthy ve Josh Singer kaleme aldı.

Gerçek bir hikayeden uyarlanan Spotlight, taciz olayıyla gündeme gelen bir kilisenin kendini aklamaya çalışmasını ve bu tacizi aydınlatmaya çalışan Boston Globe gazetesi yazarlarını konu alıyor. Gazetenin yazarlarından oluşan “Spotlight” takımı, Katolik Kilisesi’ndeki taciz iddilarıyla ilgili eski defterleri deşer. Bir senelik araştırmaları sonucunda, Boston’ın üst düzey dini, yasal ve idari birliğine ait on yıllarca gizlenen gerçeklere parmak basılır. Yeni atanan genel yayın yönetmeni Marty Baron 2001 yazında Globe’un başına geçmek üzere Miami’den geldiğinde, ayağının tozuyla Spotlight ekibini, 30 yıl boyunca düzinelerce çocuğa cinsel istismarda bulunmakla suçlanan yerel bir rahip hakkındaki bir makaleyi takip etmekle görevlendirir. Boston’da Katolik Kilisesi’ni hedef almanın çok büyük yankı uyandıracağını bilen Spotlight editörü Walter “Robby” Robinson, muhabirler Sacha Pfeiffer (Rachel McAdams) ve Michael Rezendes ve araştırmacı Matt Carroll davaya daha derinlemesine dalmaya karar verirler.

5R – 68 Kuşağını Anlatan 5 Film