Fransa gıda atıklarına karşı harekete geçti. Ülke dünyada atılan 7 milyon ton gıdanın 1,3 milyonluk kısmından sorumlu. Bazı milletvekilleri yemek atıkları sorununa Fransa’nın katkısını kesmek ve yoksulluk içinde yaşayanların beslemesine yardımcı olması için mevcut mevzuat yeni bölüm eklemek için cesurca baskı yaptı.

Gıda kaybının dünya üzerinde hem finansal hem de çevresel etkileri var. Soruna her ulusun katkıda bulunduğu ortada ve yüksek gelirli ülkelerde gıda atıkları büyük ölçüde önlenebilir. Birleşmiş Milletler diyor ki, “Gıda israfı ve kaybı ağırlıklı olarak tedarik zincirinin ileriki aşamalarındadır.” Gıda atıklarının getirdiği çevresel ve finansal yansımalara katkı veren tüketici ve süper market davranışlarıdır.

Birleşmiş Milletler; sektörler, perakendeciler ve müşteriler arasında bilincin yükseltilmesi, bunun yanı sıra gıdayı korumak için yararlı kullanımlar bulmayı, halen atılan kayıp ve atık miktarını azaltmak için yararlı önlemler olduğuna inanıyor.

Fransa, süpermarketlerde son kullanma tarihi yaklaşan kaliteli gıdaların atılmasını yasaklayan ilk ülke oldu. Bu yemek bulmakta zorluk çekenleri beslemeye çalışan hayır kurumlarına yarar sağlar.

2012 yılında yapılan bir çalışmaya göre; gıda atıklarının küresel ölçekte yüzde 50 oranında azaltılması, 1 milyar kişinin beslenmesine yardımcı olabilir.

My Kitchen Year: 136 Recipes That Saved My Life’ın yazarı Ruth Reichl, “Bizim en büyük problemimiz dağınık atıklar. Bizim daha fazla gıda üretmeye ihtiyacımız yok. Biz onu nasıl daha adil dağıtacağımızı bulmalıyız.” diyor.

Fransa bu adil dağıtım modelinin beslenmeye alım gücü yetmeyenleri içeren bir model olması gerektiğine inanıyor.

Fransa’da bir gıda bankası ağı olan Banques Alimentaires’in başkanı Jacques Bailet, Guardian’a yaptığı açıklamada şunları söylüyor;

“Çok önemli çünkü süpermarketler hayır kurumlarıyla bir bağış anlaşması imzalamak zorunda kalacak, bizim alıp dağıtmamız için kaliteyi ve gıda çeşitliliğini artırmamız mümkün olacak. Beslenme dengesi açısından, bir et açığı ve meyve ve sebze eksikliği var. Bu ürünleri zorlamak için bize yarar sağlayacağını umuyoruz.”

Yoksullar, dengeli bir beslenmeyi tam anlamıyla teşvik etmeyen konserve gıdalara güvenmek zorunda kalmamalılar. Adam Ruins Everything adlı programda gıda bankalarına konserve yardımının neden çok kötü bir fikir olduğu açıklandı;

Gıda bankaları, ihtiyacı olanların sağlığını ve sağlıklı yaşamı geliştirmek için yardımcı olan daha besleyici yiyecekler tedavi edebilir. Bir şelale etkisi oluşmaya başlar ve sorunların çoğu ileriye doğru bu adımı atarak çözülebilir.

Amerika Birleşik Devletleri milletvekilleri de Fransa’nın modelini izlemeyi hayal ediyorlar.

“BM’ye göre ABD’de her yıl, tüm gıdaların %30’u –değeri 48,3 milyon dolar- atılıyor. Bu sadece metan emisyonlarının en büyük kaynağı olan çöplerin altına gömülecek toprak, enerji, emek ve gıdaya yönelik kaynakların kaybıdır.”

Problemi çoklu seviyelerden ele almak gerekiyor ama üzerine düşeni yapması için yasalarla süpermarketleri zorlamak atıkları azaltmak için elimizdeki tek yol. ABD’de perakendeciler tarafından yapılacak “iyi niyetli” bağışlara izin veren bir mevzuat var: 1996’da çıkarılan, Bill Emerson İyi Yardımsever Gıda Bağışı Yasası. Eğer biri onların gıdalarından hasta olursa onları yasal tepkilerden korur.

Biz tüketicilerin de bu konuda oynayacağı önemli bir rolü var. Bazı yiyecekleri toptan satın almamak gıda israfını önlemeye yardımcı olabilir. Ayrıca, satış ve son kullanma tarihlerinin ortak yanılgısını ortadan kaldırabiliriz.

Bunları “Bu yiyecek bu tarihte bozulacak.”gibi bir kuraldan çok tutucu kurallar olarak düşünmeliyiz.

Alışkanlıklarımızın gerçeği ile yüzleşmemiz ve yiyecekleri çürütme nedenlerimizin haklı olup olmadığını belirlemeye ihtiyacımız olabilir.