Birçok kişiden doksanlar dönemine ait bireysel bir “en sevdiğim parçalar listesi” yapmalarını istesek kuşkusuz üst sıralarda kendine yer bulacak şarkılardan biri de “To Be With You” olacaktır. İşte “şarkıların gücü”, bir başka deyişle de” bir şarkı nelere kadirdir” söyleminin pratikteki karşılığıyla Mr. Big konuya tam da burada hayli sağlam bir sebeple giriyordu.

1991 çıkışlı “Lean Into It” albümünüyle topluluğun hayatında çok şey değiştiği bir gerçek. Bu parlak çalışma çok geçmeden yansımasını da buldu ve rock dinleyicisinin gönlünde önemli bir yer edindiler. Belki çoğu kişi için birincil gruplar kategorisine yerleşemeselerde bir farkları vardı yine de.

Bu farklardan en dikkat çekicisi elbette kadronun parmak ısırtan yetenek özellikleriydi.  Doğal olarak Eric Martin, Paul Gilbert ve Billy Sheehan’ın adımlarıyla büyüyen bir kariyer titizlikle takip edilmeyi hak eder.

Peki sonrası! Zaman kendi özel ritmi ve attığı fuleli adımlarla öyle ya da böyle bizi 2017’ye kadar taşıdı. Hayatın içinde değişen birçok katmanın yanında Mr. Big de “neden zamana meydan okumayalım ki” der gibi yeni albümlerini yayımladı.

“Defying Gravity” için öncelikle topluluk ve dinleyici açısından tavan yapacak bir iş olmadığını düşünebiliriz. Bunun yanında birçok parçada grup üyelerinin imzalarını bastıkları spesifik ayrıntıları yakalamak oldukça keyifli bir dinleme sürecine dönüşebiliyor.

Klasik bir hard rock albümü açılış parçası olan “Open Your Eyes” tarzın yaradılışından gelen etkiyi barındırıyor. “Defying Gravity”, “1992” ama özelliklede “Mean To Me” az rastlanan gitarcılardan, başımızın üstünde her daim yeri olan Paul Gilbert’in maharetlerine kulak verdiğimiz, zihinde yer etmesi garantili parçalar. “Nothin’ Bad (‘Bout Feelin’ Good)” ve “Damn I’m In Love Again” için olmazsa olmaz akustik parçalar kuşağı için ortalamayı tutturdukları söylenebilir.

“Forever And Back” büyük olasılıkla albümün en klişe parçası. Bunun yanında ucundan kenarından bir doksanlar hissiyatı var ki bu sayede aralardan sıyrılma ihtimalinden bahsedilebilir. Klişelerin başarısı çoğu zaman tanıklık ettiğimiz bir durumdur ne de olsa. “Everybody Needs A Little Trouble”ın ise bütüne bariz bir katma değeri olmasa da gerekli motiflere ev sahipliği yaptığı için öne çıktığı görülebilir.

Albümü uzun bir solukla kapatmayı seçmiş Mr.Big. Yedi dakikalık süresiyle “Be Kind” blues rock kalıplarının ve slide gitarların tonlamalarıyla zaman zaman da güneyli bir hava estirerek albümü sonlandırıyor.

Mr.Big gibi yüksek müzisyenlik hünerleri olan kadroların başına gelen bir takım handikaplar olabiliyor. Bunların başında da her yeni işin oldukça yukarıya çekilmiş bir seviye beklentisi yaratıyor olması geliyor. Birçok topluluk için çok iyi değerlendirmeler alacak çalışmalar bu grupların kariyerlerinde vasat algısıyla karşılanabiliyor.

“Defying Gravity” için de bu durum rahatlıkla söz konusu olabilir. Bir başka deyişle de günümüz tüketim sürati düşünüldüğünde uzun vadeli bir albüm etkisinden bahsetme imkânımız düşük.

Bu belki de şarkılarla uzun birliktelikler yaşayamadığımızdan dolayı bizde hikâyelerinin oluşmamasıyla da ilgili bir durum. Ne dersiniz?

Tabiatıyla “Defying Gravity”, aslında bir Mr.Big albümü neyi gerektiriyorsa mevcut bir albüm.

Kısacası, fazlası yok, ama eksiği de.