Bize göre insanlar, okyanuslar ve kıtaların şekli ve yeri sabit, ama bu sadece hayatlarımız çok kısa olduğu için böyle.

Eğer yaşam süremiz sadece birkaç on yıl yerine yüz milyonlarca yıla yayılmış olsaydı toprak kütlelerinin sürekli birleşip parçalanacağını, onların hareketlerinin, yeryüzünün etrafındaki depremler ve volkanik patlamalarla desteklendiğini görecektik.

Gezegendeki kara parçaları, en az birkaç kez bir araya geldi ve tek bir denizde dev bir adaya dönüştü.

Yaklaşık 200 milyon yıl önce ortaya çıkan dev kıta Pangaea, bu yinelenen süper-kıtanın son iterasyonu idi (1) ve bu tekrar olacak. Yeni bir 250 milyon yılda, bir sonraki süper kıtaya sahip olacağız. Adı zaten belli: Pangea Proxima.

İşte o zaman dünyamızın şöyle olacak: Kuzeyde Afrika’ya ve güneyde Antartika’ya bağlanan Amerika;  Afrika, Avrupa ve Orta Doğu’ya yanaşacak; Avustralya Asya’nın doğusuna kaynak olacak. Dev kıta Hint Okyanusu’nun kalıntıları etrafında ortalanacak. Akdeniz, bir iç denize dönüşecek.

Kıtaların çarpıştığı yerde, yeni dağ sıraları ortaya çıkacak.  Dünyanın yeni en yüksek noktası artık Himalayalarda değil, Florida ve Gürcistan’ın Güney Afrika ve Namibya’ya çarptığı yerdeki henüz isimlendirilmemiş bir alanda yer alacak.

big think

Bir Yorum Yazın