Devrim sinemada: Ekim’in dört kızıl atlısı

Ekim Devrimi’nin hemen ardından, hiç vakit kaybetmeden yapılan kalkınma planlarına dahil olan kültür sanat yatırımlarından en büyüğü sinema alanına yapılmıştır.

Sinemanın şair babası: Andrei Tarkovsky

Andrei Tarkovsky’nin her filmi bir okuldur.

Yeni yetmişlere hoş geldiniz

Öncelikle, çevre tehdit altında, denizlerdeki atıklar git gide artıyor, kimyasal gazlar soluduğumuz havayı her geçen gün daha çok kirletiyor, tekstil sektörü çevre kirliliğinin yüzde 10’unu etkiliyor.

Hollywood 10’lusu: Bir kara listenin hazin sonu

“Komünizmle mücadele” adı altında beyaz adamın para basan şirketini sürdürme ve büyütme savaşı verdiğini yazılan değil de yaşanan tarih bize defalarca gösterdi.

Ken Loach benim: Tüm silindirlere ölüm!

Ken Loach her sanatçının olması gerektiği gibi gidişattan, herhangi bir gidişattan (siyasi, kültürel, ekonomik) memnun olmayan, şikayet eden, isyan eden bir sinemacı.

Tanrının Şehrinde Uyanmak

Futbol için yanıp tutuşan milyonlarca insana “Ölmeden önce yapılacaklar listesi yapsanız en tepeye ne yazarsınız? ” sorusu sorsanız cevap kesinlikle Boca-River maçı olur.

Eli Kanlı Matadorlara Karşı Bir İspanyol Boğası: Luis Bunuel

Bir memleketin sanatçıları o memleketin dönenip duran mevsimleri gibidir.

Çocuk Sahibi Olduğuna Pişman Olmak Nasıl Bir His?

Şimdi bu küçücük kızın annesiyim. Nereden çıktı şimdi bu? Ben asla anne olmak için biçilmiş kaftan değildim oysa...

Bir ulusun gerçeği sanatının da gerçeğidir: Mussolini faşizmi sonrası İtalyan Sineması’nın...

Mussolini’nin keyfinin en yerinde olduğu, diktatörlüğün her türlü cambazlığı yaptığı dönemde, milletin başında bir baskı yokmuş ve İtalya’yı çok mutlu, çok zengin bir ülkeymiş gibi gösterme amaçlı yapılan bu filmler Telefoni Bianchi (Beyaz telefon) diye anılır.

Ağlayan Bir Kadından Fazlası “Dora Maar”

Yalnızca tutkulu ilişkileri dolayısıyla değil, sanatsal amaçlarla da buluşan Maar ve Picasso, aslında bir aşk üçgeni içinde yol alıyordu.