Bir geleneksel ayakkabı dükkânı hayatta kalmanın ve modern dünyada gelişebilmenin bir yolunu bulmaya çalışıyor. Bugün ailenin dördüncü jenerasyonu dizginleri ele almaya çalışıyor.

Ivana Nikolic, BIRN, Belgrad
BIRN/Ivana Nikolic.

Kiri hayatını opançi dikerek geçiren 50li yaşlarda capcanlı bir adam. El sanatını babasından, o da önceden büyükbabasından öğrenmiş ve ailesinin bu güne kadar başardıklarından gurur duyuyor.Mijomir Aleksic – daha çok Kiri diye tanınıyor – Belgrad banliyösü Kaludjerica’daki atölyesinde gururlu gözleriyle bir ziyaretçisine konuşur gibi bakıyor. Dükkânın ana bölümü opanci denilen geleneksel ayakkabının her türü ve boyutuyla dolu ve odanın havasında ağır bir taze deri kokusu var. Kendi adını taşıyan dükkân, tamamen el yapımı deri ayakkabı ve bölgesel, ulusal kostümlerle dolu. Odalardan biri iki erkek tarafından el emeğiyle yapılan yeni opançi çiftleri tarafından işgal edilmiş halde. Üst katta ise birkaç kadın iki büyük tezgâhın başında kostüm dikiyor.

BIRN/Ivana Nikolic.

Yakın yüzyılda çok fazla şey değişmesine rağmen – opançiden modern ayakkabıya geçmek de dâhil – Aleksic ailesi opançi üretmeye devam etmiş ve Kiri bu aile geleneğinin kaybolacağı konusunda endişeli değil.

“ Büyük kızım Katarina, Yönetim Bilimleri Fakültesi’nden bir master derecesi aldı ve burada çalışıyor. Bence o çalışmaya devam edecek ve bir noktada devralacak,” diyor Kiri.

O bunu yaptığında, Aleksic ailenin geleneksel el sanatlarını devam ettiren dördüncü jenerasyonu olacak ve Sırbistan’daki birkaç el yapımı ayakkabıcıdan biri olarak devam edecek.

Geleneksel Kıyafetler

Opanci Sırbistan’da ve 20. Yüzyılın ortalarına kadar bölgenin mevcut tek ayakkabıydı. Kiri’nin büyükbabası 1920lerin başlarında eliyle deri ayakkabılar yapmaya başladı.Antika ve eski moda görünümlü opanci, bir kayışla bacağın etrafına sarılan deri köylü ayakkabılarıdır. Tüm boyutları, şekilleri, türleri ve çeşitli moda aksesuarları ile süslenen opanci artık günlük kullanımda değil ama genellikle halk danslarıyla ilgilenenlere ve Sırbistan’ın hediyelik eşyası olarak satılıyor.

Başından itibaren, yüzyıllardır yapıldığı gibi tüm süreci aynı şekilde elle yapılmıştır.

Ailenin işinde yaklaşık yüz yıl önce kurulduğundan bu yana iniş çıkışlar olmuştur: bir dünya savaşı ve eski Yugoslavya’da savaş, yanı sıra çok sayıda rejim ve müşteri değişikliklerine sahne olmuştur.

Kiri dükkânı 80lerin başında devraldı ve koşulların önemi yok, onun savunduğu en önemli şey, dükkânı ayakta tutmak.

Kiri dükkânına bakarak şunları söylüyor; “ Biz her nasılsa hep ayakta kalmayı başarmışız. Büyükbabam bir zanaat seni zenginleştirmez ama seni daima yaşatır, derdi.”

Bu fikir Kiri’nin kalbinde yer etmiş. 2000’lerin başında dükkanında geleneksel ulusal kostümleri üretmeye başladı ve konsept iyi olduğunu kanıtladı. Dükkân şimdi filmler, TV şovları ve halk oyunları toplulukları için de kostüm üretiyor.  Kostümler artık işin önemli kısmını oluşturuyor.

Kiri, her şeyin arkadaşlarının az çok saçma bir soru sormasıyla başladığını hatırlıyor; “ İnsanlar bana soruyordu – hey, neden çorap (geleneksel yün) satmıyorsun? Eğer opançinin nasıl yapıldığını biliyorsan, bir terzinin pantolonu nasıl yaptığını da biliyorsundur.”

Kiri “ Aynı şeydi sanki, ” diyerek gülüyor.

Hayatta kalma mücadelesi

Kiri’nin babası ve büyükbabası Belgrad’ın banliyölerinden Umcari’de bir dükkânın sahibiyken,1981 yılında Belgrad’da Kiri kendininkini açtı. Kiri üç kuşak arasında temel bir farklılık görüyor.

“ İki savaş (Birinci ve İkinci Dünya Savaşları) arasında, ayakkabı zanaatı büyüyordu. İnsanların yüzde doksanı opanci giyiyordu ve sadece Umcari’de 19 tane dükkân vardı. Ustalar kendi aralarında rekabet ediyordu: en küçük opanciyi kim yapacak ve örneğin en iyi usta kim olacak diye. Günümüzde ise Sırbistan’da bu tür mağazalardan ancak bir avuç kaldı. “

Kiri, İkinci Dünya Savaşı’nın sonunda Yugoslavya’daki rejim değişikliğiyle birlikte, klasik opanci yapan insanların kapitalist ve rejim düşmanı anlamına gelen “kulak” kelimesiyle yaftalandığını, modern ayakkabı yapımcılarının ise proletaryanın bir parçası olduğunu ve bu nedenle yeni Yugoslav komünist toplumunda hoş karşılandığını anlatıyor.

“Büyükbabam da bir ayakkabı zanaatkârıydı ve 1950lere kadar sadece buna odaklanmıştı. Ama 50lerden sonra, Yugoslav sınırları yabancılara açıldı ve ailem Hırvatistan sınırında opanci satmaya başladı.”

Yugoslavya iç savaşı, 1991 yılında patlak verene kadar Kiri de aynı yapıyordu. 1985ten 1990a kadar insanca yaşayabiliyordum ama 90lar çok zordu. Neyse ki, bende ayakkabı sanatına sahip olduğumda çoğunlukla bunu yapıyordum.”

Pişmanlık Yok

Yıllar boyunca eski Yugoslavya’daki siyasi değişimler ve savaşlara rağmen Kiri’nin dükkânı şu anda dokuz kişiyi istihdam eden küçük bir fabrika haline geldi. Bu başarı Kiri için gurur ve güven kaynağı.

“Liseyi bitirip bir dükkân açtığımda arkadaşlarımın bunun komik ve aptalca olduğunu söyleyip benimle alay ettiklerini hatırlıyorum,” diyor ve ekliyor “Ama yıllar sonra, onlar işten çıkarılmış ve ben hala dükkânımda devam ediyorum.”

“21. Yüzyılda opanci ayakkabı dediğimde haklıydım,” diyor ve büyük bir gülümsemeyle devam ediyor.

BIRN/Ivana Nikolic.

balkaninsight.com

kapak fotoğrafı: Ivana Nikolic