Bezdirici sıcakların arasında serin yağmurlu bir hava gibisi yoktur. Yaz mevsimi bazen bizi böyle günlerle şaşırtır. Sıcak kahvenin tadını hatırlar, çorap çekmecelerini karıştırır, kitaplara, filmlere daha yakın hissederiz kendimizi. Bu filmlerin bazıları temaları, şarkıları ya da adlarıyla güne daha fazla yaraşır.

İşte böyle yağmurlu günler için aşağıda 5 filmlik küçük bir liste var. İyi seyirler.

Paris’te Gece Yarısı

 

Yönetmenliğini Woody Allen’ın yaptığı filmde, sonbaharda evlenecek olan Amerikalı nişanlı çift Gil ve Inez, Inez’in babasının iş gereği Paris’e gelmesini fırsat bilip, küçük bir tatil için bu gözde Avrupa şehrinin yolunu tutarlar. Başta her şey eğlence dolu bir Avrupa kentini gezmekten ibaretken, özellikle damat adayın Gil’in Paris caddelerinde gece yarısı yaşadığı gerçek üstü maceralar sadece onun değil tüm ailenin hayatını değiştirecektir…

Zira bu genç adam, Paris’e büyük bir aşk beslemeye başlar ve edebiyatçı kimliği ve tutkusu pekişir… 64. Cannes Film Festivali’nin açılış filmi olan Woody Allen yönetmenliğindeki Paris’te Gece Yarısı’nın başrollerini Owen Wilson ve Rachel McAdams paylaşırken Gil’in edebiyat dünyasında karşılaştığı yıldızları Marion Cotillard, Kathy Bates, Carla Bruni, Adrien Brody gibi zengin bir oyuncu kadrosu canlandırıyor.

Sonbahar (2008)

Yusuf 12 yıl kaldığı cezaevinden birkaç ay ömrü kaldığı için salınır. Çamlıhemşin-Fırtına Vadisi’ndeki köyüne, yaşlı annesinin yanına döner. Köyün bozulan ekonomisi yüzünden sadece yaşlıların kaldığı köyde, zamanını arkadaşı Mikhail ile yaşayamadıkları gençliklerini düşünerek ve akoru bozulan tulumunu onararak geçirir. Çoğu zaman hapishanedeki yaşamının alışkanlığıyla kendini eve kapatır ve iç hesaplaşmasını yaşar. Bir gün, ilçedeki bir meyhaneye Mikhail’in zoruyla gider ve Gürcü konsomatris kız Elka’ya aşık olur. Yakın olan ölümünü içinde saklarken, aşkından ayrılacağının acısı da acısına katılır. Filmin yönetmeni, Özcan Alper.

Yağmur Altında (1952)

Yönetmenliğini Stanley Donen ve Gene Kelly’nin üstlendiği filmde, Don Lockwood (Gene Kelly), yıllar süren sahne performansı sonucunda kariyerinin en üst noktasına ulaşmış bir sinema oyuncusudur. Bir gün Kathy Selden (Debbie Reynolds) adlı bir kadın, sinema oyuncularının karaktersiz gölgeler olduğunu iddia edince kendine güvenini kaybeder. Bu zeki kadının onu aşağılaması, Don’da ona karşı zaafı oluşmasına sebep olur. Fakat aktörün bencil ve seksi sevgilisi Lina (Jean Hagen) Don’u kaptırmaya hiç niyetli değildir.

Lizbon’a Gece Treni

sveçli bir klasik diller profesörü olan Raimund Gregorius’ın hayatı alabildiğine tekdüze ve sıkıcıdır. Bu durum Portekizli çekici bir kadını intihar etmekten kurtarmasıyla birlikte tersine döner. Sebepsizce kadının bindiği trene atlayan Gregory kendini Lizbon’da bulur. Burada sürükleneceği ilginç uğraşı ise kadının okuduğu kitabı edinmekle başlar. Bu, eski bir fizikçi ve şair olan Portekizli bir yazarın kaleme almış olduğu son derece ilginç bir kitaptır. Yazar hayatı boyunca birçok şeyi tecrübe etmiş, Portekiz diktatörüne karşı savaşmıştır. Gregory yazarın heyecan verici hayatından oldukça etkilenir ve yazara sonrasında ne olduğunu öğrenmek için araştırma yapmaya başlar. Yazarın kimliğine dair en ufak ayrıntıları birleştirerek çıktığı bu yolculukta tarihin tozlu sayfalarını aralayacak, sıradışı bir hikâyenin ortasında hayatın gerçek anlamını sorgulayacaktır.
Pascal Mercier’in ünlü romanından beyazperdeye uyarlanan filmin yönetmeni, daha önce de çeşitli edebi eserleri sinemaya uyarlamış olan Bille August.

Tiffany’de Kahvaltı

Senaryosunu Truman Capote’nin 1958 yılında yazdığı aynı adlı kısa romanından George Axelrod’un uyarlayıp yazdığı filmin yönetmeni. Filmde New York sosyetesinin renkli siması, ayrıksı, saf, pervasız, neşeli, çılgın, acayip ama herkesin sevgilisi Holly Golightly (Audrey Hepburn) ile apartman komşusu genç yazar Paul Varjak (George Peppard) arasındaki romantik ilişki anlatılmaktadır. Capote’nin romanında Holy’nin bir telekız olduğu açıkça belirtilmişken, sansür nedeniyle filmde bohem hayatı sürdüren ve aldığı armağanlarla geçinen çılgın sosyetik kız haline getirilmiştir. Varjak ise filmde de romandaki gibi jigololuk yaparak geçimini sağlamaktadır. 

 

içeriğin hazırlanmasında sinemalar.com, beyazperde.com ve wikipedia’dan faydalanılmıştır.