Son dönemde Ortadoğu’da acıdan ve gözyaşından başka bir şey görmek pek mümkün olmasa da bu coğrafya binlerce yıllık kadim bir kültüre sahip ve o kültürün izlerini de sürerek modern sanata çok önemli katkılar sunan insanlar yetiştirmeye devam ediyor. Bunun en önemli örneği ise tüm baskı unsurlarına rağmen büyük bir direniş ve ilerleyiş gösteren İran sanat dünyası. Sinemadan, resme, şiirden edebiyata her alanda var olan İran sanatı dünyada kendini kabul ettiren ve saygı uyandıran büyük isimlerin güçlü üretimleri üzerinde yükseliyor. 

Ve önyargıları biraz olsun kenara bırakıp bakınca, İran’ı sevmek için nedenler de ortaya çıkıyor. İşte İran’ı bize sevdiren 5 önemli isim:

1 – Füruğ Ferruhzad

İranlı şair, yazar, oyuncu, yönetmen, ressam… İran’ın 20. yüzyılda yetiştirdiği en önemli kadın şairlerinden biri olan Füruğ Ferruhzad’ı sevmek için birden fazla neden var. Ama biz onu en çok şiirleriyle sevdik.

“kırlardaki kuşların mutluluk şarkılarını duyayım diye
kaçıyorum senden, senden uzakta açayım diye..”

Çağımız İran şiirinin önde gelen kadın yazarlarından olan Furuğ Ferruhzad ilk şiirlerini İlkokulu bitirdiği yıllarda yazdı. Gazel türü bu şiirlerin ardından İlk şiir kitabı “Tutsak” yayımlandı. Bir yıl sonra da kocası Pevez Şapur’a ithaf ettiği “Duvar” adlı kitabı yayınlandı. “Yeniden Doğuş” adlı kitabıyla şiirinde zirveye ulaştı. ölümünden sonra çalışmaları Soğuk Mevsim adı altında bir kitapta toplandı.

2- Abbas Kiyarüstemi

Dünya çapında tanınan ve takdir gören İranlı yönetmen, senarist ve yapımcı, şair ve ressam. Füruğ Ferruhzad gibi İran’ın çok yönlü sanatçılarından biri Kiyarüstemi.

İran sinemasında 1960’ların sonlarında başlayan ve Füruğ Ferruhzad, Sohrab Şahit Sales, Behram Beyzayi ve Perviz Kimyavi gibi yönetmenlerin de dahil olduğu İran Yeni Dalgası akımı yönetmenlerinden olan Kiyarüstemi’nin en belirgin özellikleri çocuk kahramanlar kullanmak, belgesel tarzı hikâye anlatımı, kırsal bölgelerde geçen filmler, arabaların içinde geçen diyalogların yoğunluğu ve genelde sabit kamera kullanımıdır.

Kiyarüstemi aralarında Altın Palmiye ve Altın Aslan’ın da olduğu pek çok ödülün sahibidir.

3 – Mahmud Ferşçiyan

İran’ın son yüzyılda yetiştirdiği en büyük Minyatür sanatçısı Üstad Mahmud Ferşçiyan. El sanatları alanında dünyanın en iyilerinden biri olan İran’ın yetiştirdiği en önemli sanatçılardan biri Ferşçiyan’dır.

İran devletinin övündüğü sanatçı: Farsçiyan (video)

1930 yılında İsfehan’da doğan Mahmud Ferşçiyan,  Üstad İmami ve Behadori’nin yanındaki eğitiminden ve İsfehan Güzel Sanatlar Okulu’ndan mezun olduktan sonra, Güzel Sanatlar Konservatuarı için Avrupa’ya gitti. Birkaç yıl batılı sanatçıların eserlerini inceledi. İran’a döndükten sonra, Tahran Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğünde çalışmaya başladı. Tahran Üniversitesi Güzel Sanatlar fakültesi Profösörlüğüne ve Ulusal Sanatlar Bölümü Yönetimine seçildi.

Türkiye’de de sergilere katılan Ferşçiyan’ın eserleri birçok ülkede sergilenmiştir.

4 – Farid Farjad

Türkiye’de “Keman’ı Ağlatan Adam” olarak da Farid Farjad dünyanın en iyi keman virtüözlerinden birisi olarak kabul edilir.

1938 yılında Tahran’da doğan Farid Farjad, müziğe 8 yaşında başladı. Sanatçı, 1966 yılında, Tahran Müzik Konservatuarı’nda klasik müzik üzerine master yaptıktan Tahran Senfoni Orkestrası’nda önemli görevler üstlendi. Devrimden sonra İran’da müziğin “haram” ilân edilmesi ve yasaklanmasından sonra birçok sanatçı gibi Farjad’ın da ülkeye girişi yasaklandı.

Zaman zaman Türkiye’de konserler veren Farid Farjad’ın 5 albümü bulunmakta.

5 – Sadık Hidayet

Çağdaş İran Edebiyatı’nın kurucusu, İran’ın Kafka’sı, ince ruhlu Sadık Hidayet.

sadık hidayet

1903 yılında Tahran’da dünyaya gelen Sadık Hidayet kentteki Fransız Lisesi’nde eğitim gördükten sonra eğitime Avrupa’da devam etti. İlk hikâyelerini Paris’teyken yazdı.  Fransa ve Belçika’da geçirdiği dört yılın ardından İran’a dönen yazar ömrünü batı edebiyatı araştırmalarına adadı ve İran folkloruna adadı. Birçok hikâye, kısa roman, iki tarihi dram, bir oyun, bir seyahatname ile bir dizi yergili komedi ve taslak kaleme alan Sadık Hidayet, İran Dili ve Edebiyatını uluslararası çağdaş edebiyatın bir parçası haline getiren yazar olarak kabul edilir.

Sadık Hidayet 1951 yılında Paris’te intihar ederek yaşamını sonlandırdı.

Bir Yorum Yazın